ANA SAYFA         Hakkımızda        HAVA DURUMU        RADYO-TV        İLETİŞM

Kategoriler
İstanbul Hal Fiyatları


TUZLA KÖYÜ


TUZLA TARİHİ


HARİTA-COGRAFİ YAPI-İKLİM-NUFUS-TANITIM

Ulaşım haritası


Bölgenin uzaydan görünümü


TUZDAĞI


DOGAL ZENGİNLİKLER


TARİHİ ZENGİNLİKLER


TUZLA RESİMLERİ


YEREL ADETLER-YEMEK-MÜZİK

Köy Hayırları


Deve güreşi


Tuzla Deve Güresi


KOMŞU KÖYLER


EKONOMİ-İŞ HAYATI


EĞİTİM

Tuzla İlköğretim Okulu


Küçüklere tavsiye siteler


ZİRAAT-HAYVANCILIK

Faydalı ziraat linkleri


Ziraat haberleri

  Zeytin-Zeytinyağı

Ziraat Makaleleri


Ziraat Hatıraları


LİNKLER


PRATİK BİLGİLER


TUZLA OVASI


ÇANAKKALE SAVAŞLARI HATIRASI


Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buldunuz ?


     Anket Sonuçları

Sayaç
Şu An 29
Tekil
Bugün 52
Toplam 52
Sayfa Görüntülenme
Bugün 125
Toplam 713733

Ücretsiz Analizini Yaptır, Toprağını Da Cebini De Koru

 

Tarım ve Orman Bakanlığı, çiftçilere ücretsiz toprak analizi yaptırma çağrısında bulundu. Tohum ekiminden 1-1,5 ay önce toprak analizini yaptırarak, sonuçlara göre uygun gübre cinsleri, miktarları, kullanım zamanları ve yöntemleri belirleniyor.

Laboratuvarlarda yapılan tahliller sonrasında alınacak sonuçlar ile gübre kullanımında tasarruf sağlandığı gibi,  girdi maliyetleri azalırken, kimyevi gübrelerden kaynaklanan çevre ve su kirliliği ile ilgili pozitif koruma sağlanmasının yanında toprakların çoraklaşması engelleniyor. Konu hakkında açıklama yapan Bolu İl Tarım ve Orman Müdürü İzzet Murat şunları söyledi: 
“Kurumumuz Toprak Analiz Laboratuvarında İl Özel İdaresinin %60 ve Ziraat Odası Başkanlığının %40 desteği ile toprak analizleri ücretsiz olarak yapılmaya devam etmektedir. Laboratuvarımızdan azami ölçüde faydalanmak üzere hububat üretimi için Eylül – Ekim aylarında topraklarımızda eksilen bitki besin elementlerinin ve toprağımızın verim durumunu ölçülebilmek, toprağımızı ve cebimizi korumak için mutlaka ücretsiz toprak analizlerimizi yaptıralım.
Unutmayalım sahip olduğumuz topraklar bizlere dünlerimizden kalmış olup yarınlarımıza bunu en iyi şekilde aktarabilmek öncelikli sorumluluğumuzdur. Üreticilerimizin bu bilinçle hareket ederek hem toprağını hem de sağlanan düşük girdi maliyetleri ile ceplerini korumalarını rica ediyorum."


TOPRAK ANALİZİ YAPILMASI NEDEN GEREKLİDİR?
Fazla gübre atılırsa paranız boşa gider.
Fazla gübre toprağın yapısını bozar.
Fazla gübre doğal çevreyi kirletir.
Hangi çeşit gübre kullanacağımızı bilemeyiz.
Ne kadar gübre atacağımızı bilemeyiz.


TOPRAK NUMUNESİ NE ZAMAN ALINMALIDIR?
Toprak örneğinin en ideal alınma zamanı SONBAHAR mevsimidir. Hasattan hemen sonra alınması daha uygundur.

TOPRAK NUMUNESİ NERELERDEN ALINMAZ?
Çamurlu yerlerden
Su birikintili çukur ve tümsek yerlerden
Çit ve yol kenarlarından
Harman yerlerinden
Hayvanların sürekli yatmış olduğu yerlerden
Gübre yığını olarak kullanılan yerlerden


TOPRAK NUMUNESİ NE KADAR OLMALIDIR?
Toprak numunesi araziyi temsil edecek şekilde arazinin en az 9-10 değişik noktasından alınmış, en az 1 kg. kadar olmalıdır. 

TOPRAK NUMUNESİ NASIL ALINMALIDIR?
Toprak örneği almak için önce bel, kürek, kazma, toprak sondası, toprak burgusu gibi aletler hazırlanmalıdır. Arazinin toprak yapısı farklılıklar göstermek de ise, her farklı toprak yapısından ayrı numune alınarak tahlil yaptırmalısınız.
Fındık bahçesinde sıra üzerinden yani fındık ocaklarının sağ ve sol tarafındaki son dalın 40–50 cm. dışarısından toprak numunesi alınmalıdır.
Örnek alınacak yerin üst yüzeyi (çimen tabakası) ince bir tabaka halindeki otlardan temizlenerek açılır. Temizlenen bu alanda 25 cm. derinliğinde bir çukur açılır. Çukurun yüzeyi düzeltilir. Düzeltilen bu yüzeyden kürekle 3–4 cm.  kalınlığında bir toprak kesiti helva dilimi şeklinde alınıp, bir torbaya konur.
Büyük keseler el ile parçalanarak ufalandıktan sonra iyice karıştırılarak harman edilir. Hazırlanan bu topraktan 1 kg. kadarı alınarak laboratuvara götürülmek üzere bir poşete koyulur. Eğer toprak nemli ise gölge bir yerde bir süre kurutulmalıdır. 
Bu işlemlerden sonra 2 adet etiket hazırlanıp bir tanesi poşetin içine bir tanesi de poşetin dışına takılır. Hazırlanan etiketlerde aşağıdaki bilgiler yer alır.          ulusaltarim


ETiKET ÖRNEĞİ                                                                  
ÜRETİCİNİN ADI SOYADI:
İLİ/İLÇESİ:
KÖYÜ:
ARAZİNİN MEVKİİ:
ARAZİ ÜZERİNDEKİ ÜRÜN:
NUMUNE ALMA TARİHİ:



Yılda 44 milyonluk domates üretiyorlar

Isparta’nın merkeze bağlı 2 bin nüfuslu Deregümü köyünde yılda ortalama 44 milyon liralık domates üretiliyor. 1400 dönüm serada üretilen domatesler, iç pazarın yanı sıra Bahreyn, Katar ve Suudi Arabistan gibi ülkelere ihraç ediliyor.

 Yıllar önce gül ve sebze üretimi yapılan Isparta merkeze bağlı Deregümü köyünde, 2000’li yıllarınÿbaşında kesme çiçekçilikle örtü altı sera üretimi başladı. 2004 yılında deneme amacıyla serada domates yetiştiriciliğine yönelen köy halkı iyi verim alınca üretim de arttı. 1400 dönüm sera alanında dönüm başına yaklaşık 15 ton domates yetiştirilen köyde yılda yaklaşık 21 bin ton domates üretilirken, 44 milyon liralık gelir elde ediliyor. Üretilen domateslerin bir bölümü ihracata giderken, bir bölümü de yurt içi piyasada alıcı buluyor.              gidatarim





Kağıt krizine kenevirli çözüm! Daha çok üretmeliyiz çünkü…
kenevir-880-dha-3
Kağıt fiyatlarının dövize bağlı olarak artması nedeniyle gazetelerin yanı sıra kitap ve dergiler de yeni çözüm arayışına girdi. Uzmanlar Türkiye’de kenevir ekim alanlarının artmasıyla daha dayanıklı ve uzun ömürlü kağıt üretilebileceğini söyledi.

Türkiye Kenevir Platformu Kurucu Üyesi Ercüment Degidiben, kenevirin birçok faydası olduğunu aktararak, “Kenevirden kağıt üretilir ve çok da iyi olur. Gelecek 3-4 yıl içerisinde yerli kağıdımıza kavuşuruz. Ağaçtan yapılan kağıt 100 sene dayanır kenevir kağıdı 10 bin sene dayanır” dedi.

DAHA DAYANIKLIDIR, AZ YIPRANIR

Kenevirden yapılan kağıdın yüzeyinin biraz daha kaba olacağını söyleyen Degidiben, “Arap ülkelerindeki paraların birçoğu kenevir kağıdından basılır. Daha dayanıklıdır, az yıpranır. Nemi alıp atar, rutubet olmaz. Tahtada çürüme olur, sağlıklı değildir” diye konuştu.

1 MİLYON DÖNÜMDEN FAZLA EKİM ALANINA İHTİYACIMIZ VAR

Yerli tohuma ihtiyaç olduğunu vurgulayan Degidiben, “Kenevir çok marifetli bir bitki. 50 bin adet ürün yapılabilir. Yerli üretim, yerli tüketim ondan sonra ihracatı hedefliyoruz. Tohum sıkıntımız var, bu yıl Samsun ve Kastamonu’da 200 dönümde ekim yaptık ama gelecek yıl 2 ilden çıkıp 19 ile gitmeyi hedefliyoruz, talep de var. Kenevirden daha hesaplı kağıt üretmek için1 milyon dönümden daha fazla yere ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.

İLK KAĞIT KENEVİRDEN YAPILDI

Milattan 140 yıl önce ilk kağıdın kenevirden yapıldığını belirten Degidiben, “Kenevir lifinden selüloz hamuru yapılıyor, ardından silindir onu ince tabak haline getiriyor. Tarlalar mart ayında ekime hazırlanıyor ardından kenevir tohumu ekiliyor. Fakat bu tohum hint keneviri diye bilinen tohum değil. Esrar amaçlı kullanılan kenevir türleri bizim hedefimizde değil. Ekim yapıldıktan sonra 120 gün içinde çapası, sulaması yapılıyor” dedi.

kenevir-880-dha-4

TOPRAKTAKİ SUYU YUKARI ÇEKİP, DETOKS YAPIYOR

Kenevir köklerinin derine kadar gittiğini ve  topraktaki suyu yukarı çektiğini söyleyen Degidiben,”O yüzden  toprağı nemlendiriyor, detoks ediyor. Ağır metalleri temizliyor. Kenevirden sonra aynı yere kış bitkisi buğday veya arpa etkiyorsanız ürüne destek verir yüzde 10 verimini artırır. Kenevir lifi kadar tahtasında kıymetli tuğla, sıva ve çimento, tekstil ürünleri yapılıyor” diye konuştu.

KARBONDİOKSİTİ YOK EDİP OKSİJEN ÜRETİYOR

Kenevirinin lif uzunluğu daha düşük olduğu için 9 kez kağıda dönüştürülürken ağacın 4 kez dönüştürülebildiği vurgulayan Ercüment Degidiben,”120 günde 4-5 kat daha fazla selüloz miktarı elde ediliyor. Büyüyken karbondioksiti yok edip oksijen üretiyor. Yerli üretimde çok daha ekonomik ama Türkiye’de 1 milyon dönüm kenevir ekilmesi gerekiyor. Yaşadığımız dünyayı daha sağlıklı bir hale getirebilir. Sağlık ve ekonomik açıdan yaşam zenginliğimizi artırıp bizi daha varlıklı yapabilir. Kenevir 120 günde bir ağaç 20 yılda yetişiyor” ifadelerini kullandı.

TARIM İLACI İSTEMİYOR

“Tarım ilacı istemiyor çünkü kenevirin var olan kokusunu  sinekler, böcekler, insanlar da sevmiyor” diyen Degidiben,  THC’si düşük olan kenevir türünü Türkiye genelinde ekip, tarıma destek vermeyi ve sanayi, ticaret boyutunu geliştirip, ilerletmeyi hedeflediklerini söyledi.

Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Selim Aytaç ise, kenevirin odunsu kısımlarından orta kalitede liflerinden ise üstün kalitede kağıt üretilebileceğini belirtti.  Doç. Dr. Aytaç, “Geriye dönüşümü de mümkün olan kağıt yapılır. Türkiye’de kenevirden kağıt yapılması gerekiyor. Çünkü yurt dışına endeksli olduğumuz için döviz kurlarına göre kağıt fiyatları da yükseliyor. Kenevir lifinden kağıdın yapılması daha basittir, çevreyi daha az kirletir, daha sağlamdır” dedi.

KENEVİR ÇEVREYİ KORUYAN BİR BİTKİDİR

Kenevirin çevreyi koruduğunu dile getiren Doç. Dr. Aytaç, “Kimyasal ilaçları kullanmadan üretimi yapılabiliyor. Bol yapraklıdır, hızlı büyür karbondioksiti emer, oksijen üretir. 4 ayda 5 metre boyuna ulaşır. Keneviri ister yakın ister kullanın ürettiği oksijenden daha az oksijen tüketir” diye konuştu.

ENDÜSTRİYEL KENEVİR ÇEŞİTLERİ ESRAR İÇERMEZ

Endüstriyel kenevir çeşitlerinin esrar içermediğini aktaran Doç. Dr. Selim Aytaç,”2017 yılında Almanya’da üretim izni verilen 51 adet endüstriyel kenevir çeşidi var. Bizim ülkemizde endüstriyel kenevir çeşidi yok. Hatta şu anda Türkiye’de tescil edilmiş bir kenevir çeşidimiz bile yok. Halbuki bu topraklarda bizim bildiğimiz 400-500 yıldan beri, hatta yapılan kazılarda bulunan ve öğrenilen belki de binlerce yıldır kenevir tarımı yapılıyor. Bununla ilgili kenevir tescili yapmak için yaptığımız çalışmalar var. Onun dışında içinde esrar bulunmayan endüstriyel kenevir çeşitleri ortaya çıkarmak istiyoruz” dedi.          gidatarim




Volvo, sürücü kabini olmayan elektrikli ve otonom tırını tanıttı

İsveçli üretici Volvo, geleceğe yönelik tanıttığı elektrikli ve otonom konseptleriyle şaşırtmaya devam ediyor. Şirket bu kez de sürücü kabini olmayan elektrikli ve otonom çekicisi Vera ile karşımızda.

Geçtiğimiz günlerde kabini yatak odasına dönüşebilen 360c konsepti ile bizleri şaşırtmayı başaran Volvo, bu kez de Vera adını verdiği elektrikli ve otonom çekicisini görücüye çıkardı. Geleceğe yönelik pek çok konsept gibi sürücüsüz olarak geliştirilen Volvo Vera, kabin bölümünü tamamen devreden çıkaran tasarımıyla da bir hayli dikkat çekici görünüyor.
 

Almanya’nın Berlin kentindeki özel bir etkinlikte tanıtılan Volvo Vera, markanın büyük lojistik merkezlerinde ve limanlarda kullanıma sunacağı seri üretim modelinin ön gösterimi olarak karşımızda duruyor. Tamamen elektrikli aktarma organlarından güç alan Volvo Vera’da, İsveçli üreticinin bu yılın başında tanıttığı ilk elektrikli çekicisindeki elektrik motoru ve batarya paketi kullanılıyor.

Bulut teknolojisi üzerinden kontrol edilebiliyor 

Elektrikli ve otonom Volvo Vera’nın teknik verileri henüz belli değil. Fakat söz konusu çekicide 185 kW’lık elektrik motoru, 100 ve 300 kWh kapasitede lityum iyon batarya bulunuyordu. Bu da İsveçli markanın ilk elektrikli çekicisine 300 km’ye kadar menzil sağlıyordu. Vera’nın açıklanan özelliklerinden biri ise tüm standart dorselere bağlanabiliyor olması ve 32 tona kadar yük çekebilmesi oldu.

Üzerinde sürücü kabini bulunmayan Volvo Vera, bulut teknolojisi üzerinden ulaşım kontrol merkezine bağlanabiliyor. Bu sayede araca gerektiğinde müdahale edilebilmesinin yanı sıra, yoldaki pozisyonu, yük içeriği, servis ihtiyaçları ve diğer parametreler de kolaylıkla takip edilebiliyor. Volvo, sürücüsüz ticari araçların çok yakında hayatımıza gireceğinin altını çiziyor.            donanimhaber

 


Vali Tavlı, Ayvacık-Yukarıköy’de deprem konutlarını inceledi

Vali Tavlı, Ayvacık-Yukarıköy’de deprem konutlarını inceledi
Çanakkale Valisi Orhan Tavlı, Ayvacık ilçesinde vatandaşlar için yapılan deprem konutlarında incelemelerde bulundu.

Yapılan çalışmaları yerinde inceleyen Vali Orhan Tavlı, inşaatları tamamlanan ve çevre düzenlemesi devam eden Yukarıköy’deki 116 konutla ilgili Vali Yardımcısı-İl Özel İdare Genel Sekreteri Abdullah Köklü ve İl Afet ve Acil Durum Müdürü Levent Yılmaz’dan bilgi aldı. Depremzede vatandaşlar için yaptırılan konutların en kısa sürede hak sahibi vatandaşlara teslim edilmesi hedefleniyor.            istecanakkalegazetesi





 
HİCRİ 1440



1915 Çanakkale Köprüsü'nde Çalışmaların Son Hali Havadan Görüntülendi
1915 Çanakkale Köprüsü'nde Çalışmaların Son Hali Havadan Görüntülendi, System.String[] 
Türkiye’nin gurur projelerinden biri olan 1915 Çanakkale Köprüsü’ndeki çalışmalar hızla devam ediyor.

 1915 Çanakkale Köprüsü'ndeki yapılan çalışmaların bulunduğu bölgenin son hali drone ile havadan görüntülendi.

Proje kapsamında kule keson temellerinin 1. aşamasının imal edileceği kuru kavuz çalışmaları tamamlanırken, kule temeli keson imalatı çalışmalarına başlandı. Kule keson temellerinin oturacağı deniz tabanında zemin iyileştirmesi için 192 adedi kuzey kulede, 165 adedi güney kulede olmak üzere toplam 357 adet 2,5 metre çapındaki çelik kazık çakımı gerçekleştiriliyor. Güney kulede 18 Mart 2018 tarihinde başlanan çalışmalarda bugüne kadar 165 adet kazığın tamamı çakılıp, 192 adet kazığın çakılacağı kuzey kulede ise bugüne kadar 157 adet kazık çakıldı.

 Çanakkale 1915 Köprüsü'nde çalışmalar hızlanarak devam ediyor. 1915 Çanakkale Köprüsü'ndeki yapılan çalışmaların bulunduğu bölgenin son hali drone ile havadan görüntülendi. Çanakkale Boğazı'nın inci gerdanlığı için süren çalışmalarda gelinen aşamalar ve yapılan hummalı çalışma görüntülere yansıdı.

Kınalı-Tekirdağ-Çanakkale- Otoyolu Projesi kapsamındaki Malkara-Çanakkale (1915 Çanakkale Köprüsü dahil) otoyolu kesimi yap - işlet - devret projesi, 88 kilometre otoyol ve 13 kilometre bağlantı yolu olmak üzere toplam 101 kilometre uzunluğunda.

 Gelibolu'nun kuzeyinden geçerek ilerleyen otoyol, Sütlüce - Şekerkaya mevkileri arasında yer alan 1915 Çanakkale Köprüsü ile Lapseki ilçesi Şekerkaya mevkiine ulaşacak.

Proje için  2017 tarihinde Karayolları Genel Müdürlüğünce gerçekleştirilen ihale sonucunda, Limak-Yapı Merkezi-SK-Daelim OGG tarafından verilen 16 yıl 2 ay 12 gün teklif en uygun teklif olarak belirlendi.

Proje ile Türkiye ekonomisinin en gelişmiş bölgesi olan ve nüfusun önemli bir bölümünün yaşadığı Marmara ve Ege bölgelerindeki limanlar, demiryolu ve hava ulaşım sistemlerinin karayolu ulaşım projeleri ile entegrasyonu sağlanarak, bu bölgelerde ekonomik gelişime ve sanayinin ihtiyaç duyduğu dengeli bir planlama ve yapılanmanın oluşturulmasına imkan sunulacak.

Gebze-Orhangazi-Bursa-Balıkesir- İzmir otoyolunun tamamlanması ile birlikte Edirne-Kınalı-İstanbul- Ankara otoyolu, İzmir- Aydın otoyolu ile entegre olarak Marmara Bölgesi, Ege Bölgesi'ne otoyol ağıyla bağlanacak. Diğer taraftan, yapım çalışmaları devam eden Kuzey Marmara otoyolu ve Malkara-Çanakkale (1915 Çanakkale Köprüsü dahil) otoyolu kesimi ile birlikte Marmara Bölgesi'nin otoyol ringi tamamlanmış olacak.

1915 Çanakkale Köprüsü; 2 bin 23 metrelik orta açıklığıyla, tamamlandığında dünyanın en büyük orta açıklıklı asma köprüsü unvanına sahip olacak 1915 Çanakkale Köprüsü, 770'er metre yan açıklıklar ile birlikte toplam 3 bin 563 metre uzunluğunda olacak.

365 ve 680 metrelik yaklaşım viyadükleri ile toplam geçiş uzunluğunun 4 bin 608 metre olması öngörülüyor. Köprü 2x3 trafik şeritli olacak. Köprü tabliyesinin yaklaşık 45,06 metre genişlikte ve 3,5 metre yükseklikte olması öngörülmekte olup, tabliyenin her iki tarafında bakım onarım amacıyla kullanılacak yürüme yolları teşkil edilecek. Her iki kule temeli yaklaşık 40 metre derinlikte deniz tabanında konumlandırılacak ve çelik kule yüksekliği yaklaşık 318 metre uzunluğunda olacak.

Proje kapsamında, 1 adet asma köprü, 2 adet yaklaşım viyadüğü, 4 adet betonarme viyadük, 6 adet alt geçit köprüsü, 38 adet üst geçit köprüsü, 5 adet köprü, 43 adet alt geçit, 115 adet çeşitli ebatlarda menfez, 12 adet kavşak (devlet yolu üzerindeki kavşaklar dahil), 4 adet otoyol hizmet tesisi, 2 adet bakım işletme merkezi, 6 adet ücret toplama istasyonu inşa edilecek.

Asma köprü ve otoyol güzergahında proje çalışmaları devam ediyor. 19 Aralık 2017 tarihinde başlanan Kamulaştırma çalışmaları devam ediyor. 1915 Çanakkale Köprüsü kule kesonlarının oturacağı konumlarda deniz dibi tarama çalışmaları tamamlandı. Kule keson temellerinin 1. aşamasının imal edileceği kuru havuz çalışmaları tamamlanmış olup, kule temeli keson imalatı çalışmalarına başlandı. Kule keson temellerinin oturacağı deniz tabanında zemin iyileştirmesi için 192 adedi kuzey kulede, 165 adedi güney kulede olmak üzere toplam 357 adet 2,5 metre çapındaki çelik kazık çakımı gerçekleştiriliyor. Güney kulede 18 Mart 2018 tarihinde başlanan çalışmalarda bugüne kadar 165 adet kazığın tamamı çakılıp, 192 adet kazığın çakılacağı kuzey kulede ise bugüne kadar 157 adet kazık çakıldı. Islak havuz iskele inşaatı, Asya ve Avrupa ankraj imalatları devam etmekte. Asya kule temeli için çakıl yataklama çalışmaları tamamlandı. Proje başlangıcı olan Malkara kavşağı ile Koru arasındaki kesimlerde toprak işleri ve sanat yapıları çalışmalarına başlandı.

Lapseki Belediye Başkanı, "Bu boğaz köprüsünün yapılmasıyla birlikte hem bölgemize hem Lapseki ilçemize hem ekonomik yönüyle hem sosyal ve kültürel yönüyle birçok katkısı var. Burada belki en önemli konulardan bir tanesi insanlar için artık zaman çok değerli. Burada gelip saatlerce gemi kuyruğunda bekliyorlar. Lapseki'ye birçok yatırımcı gelip yatırım yapmak istiyorr. Biz bunu görüyoruz. Şuanda gelip giden buraya yatırım yapmak isteyen insanlar var. Buradaki araştırmalarını yapıp zaman içerisinde değerlendirmelerini yapacaklarını düşünüyorum. Boğaz köprüsünün yapımı ile birlikte Malkara-Gelibolu 101 kilometrelik otoyol ve boğaz köprüsünün yapımı bu ihalenin içindeydi. Buradaki bağlantı yollarıyla beraber bütün çalışmalar devam ediyor. Bizim bölgemizdeki kamulaştırmalarda sona ermek üzere. Kamulaştırmalar bir taraftan devam ediyor ama bu yol çalışmaları ve köprü çalışmaları da şu anda hızlı bir şekilde devam ediyor" dedi.          sondakika




Apollon Tapınağı Mitolojik Farelerine Kavuştu
Apollon Tapınağı Mitolojik Farelerine Kavuştu, System.String[]
 Ayvacık ilçesine bağlı Gülpınar köyünde bulunan ve mitolojiye göre 2 bin yıl önce Apollon Smintheus Kutsal Alanı'nda yaşadığı rivayet edilen fareler, minyatür heykellerle canlandırılarak tapınağın basamaklarına yerleştirildi.

Ziyaretçileri tapınağın basamaklarında karşılayan ve büyük ilgi gören 73 adet fare heykelinden, 100 adet daha yaptırılacak.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü adına bölgedeki kazı çalışmalarının başkanlığını yürüten Prof. Dr. Coşkun Özgünel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 1980 yılından bu yana bölgede çalıştıklarını hatırlattı.
Bölgenin Troia Savaşları'na da büyük katkısı olduğunu dile getiren Özgünel, buradaki Apollon Smintheus Tapınağı'nın frizlerinde, Homeros'un İlyada destanında anlattığı Troia Savaşları'nın betimlendiğine işaret etti.
Kazılara 2011'den bu yana ana sponsorları olan İÇDAŞ AŞ'nin büyük destek verdiğini anlatan Özgünel, bu sayede önemli çalışmalar için adım attıklarını belirtti.
Özgünel, tapınağın onarımının da yine aynı yıl içinde hızlandığını belirterek, şöyle konuştu:
"Bizim burada tapınağımız kadar önemli bir de farelerimiz var. Bu fareler de Apollon kültürüyle ilgili. Smintheus bu bölgede 'fare' adı ile anılıyor. Apollon'un da birçok önemli görevleri var. Bu fareli Apollon'un en büyük görevi halkına zulmeden idarecileri cezalandırmak. Tarlaları, çiftçileri rahatsız eden, yok eden fareleri de oklarıyla öldürmek. Veba mikrobunu, daha çok halkına eziyet edenlere oklarıyla veriyor ve onları cezalandırıyor. Bu anlamda Apollon'un fareleri bölge içinde çok önemli. Biz de bu konuya dikkati çekmek için minyatür fareler hazırladık ve onları tapınağın zemininden üst noktaya kadar olan alana yerleştirdik."
"Gelenler fareleri görünce çok şaşırdılar"
Tapınaktaki farelerin önemini göstermek için 73 adet fare heykeli yaptıklarını belirten Özgünel, bu sayede belki de Apollon Smintheus Kutsal Alanı içinde çok önemli bir yere sahip olan bir noktayı da hayata geçirdiklerini vurguladı.
Özgünel, mitolojik farelerin tapınak çevresine yerleştirilmelerinin ardından bölgeye gelen ziyaretçilerin yoğun ilgisiyle karşı karşıya kaldıklarını dile getirerek, şöyle devam etti:
"Burada Apollon'un bölgemiz için çok önemli olan mitolojik fareleri için gerçek boyutta yani tarla faresi olarak tabir ettiğimiz büyüklükte fare heykelleri yaptırdık. İlk etapta 73 adet heykeli tapınak çevresine yerleştirdik. Önümüzdeki süreçte 100 adet daha yaptıracağız. Buraya gelenler fareleri görünce çok şaşırdılar. Çok ilgilerini çekti. Fareleri ve tapınağı fotoğraflayıp cep telefonlarıyla arkadaşlarına gönderiyorlar. Bu paylaşımlar bizi de çok sevindirdi."
Prof. Dr. Özgünel, İÇDAŞ'ın bölgedeki 6 kazıya sponsorluk yaptığını belirterek, "Şirketin genel müdürü Bülend Engin'in eğitimden tarıma kadar olan desteği, bizim buralarda yaptığımız kazılara da ulaştı. Kendilerine 2011 yılından bu yana bizlere destek verdikleri için çok teşekkür ediyorum. İÇDAŞ gibi sponsorlarımız olduğu sürece Türkiye'nin hem kültür hem sosyo ekonomik hem eğitim problemlerine büyük ışık tutulacağını ve büyük çözümler geleceğini umut ediyorum." ifadelerini kullandı.          sondakika




Elazığ’da kurutup dünyaya satıyor

Elazığ’da bir girişimci 60 kişilik ekiple ürettiği 200-300 ton domatesi kurutup başta ABD, Avustralya ve Çin olmak üzere dünyaya satıyor.

Yurtbaşı Beldesinde yaklaşık 10 yıl önce 5 kişilik ekiple 10 bin dönüm alanda domates üretmeye başlayan Mehmet Tosun (48), devletten aldığı hibe desteği ile 100 bin dönüm alanda 60 kişilik ekiple çalışıyor. Domates üretimi yapan Tosun şimdi dünyaya kuru domates ihraç etmeye başladı. 100 bin dönüm arazide üretilen domatesler önce kadın işçiler tarafından toplanıp ikiye bölünerek güneşte kurutulmaya bırakılıyor. Daha sonra kükürtlenip makineyle tuzlanan domatesler, günlerce güneşte kurutuluyor. Ardından paketlenen kuru domatesler, ABD, Avustralya ve Çin olmak üzere dünyanın birçok bölgesine gönderiliyor. Yıllık 200 ile 300 ton yaş domates işleten girişimci, üretimin çok olduğu dönemlerde bu rakamın 500 tona kadar çıktığını ifade ediyor.          gidatarim




Hiçbir ilaç öldüremiyor! İstila ettiler

Hiçbir ilaç öldüremiyor! İstila ettiler 

Domatesin yokluğunda aç kalan ‘tutalar’ susamları istila etti. Tonlarca domatesi çöpe gönderen ‘tuta absoluta’ susam tarlalarına zarar veriyor. Hiçbir ilacın öldüremediği ‘tuta absoluta’ çiftçiyi kara kara düşündürüyor.

Örtü altı ve açık tarımda Türkiye’de söz sahibi olan Antalya’nın Aksu ilçesinde kış aylarında milyonlarca ton domatesin çöpe gitmesine neden olan 'tuta absoluta’ zararlı böcekleri, bu kez domatesin yokluğunda susam tarlalarına dadandı. Susam tarlalarında binlerce ton zarar olduğu öğrenildi.

DOMATES SEZONU ÖNCESİ TUTA KORKUSU SARDI

Diğer taraftan çiftçilerin her türlü mücadelesine rağmen bir türlü yok edilemeyen ‘tuta absoluta’ böcekleri, bu yıl da domates sezonu öncesi çiftçileri kara kara düşündürüyor. Geçen yıl çiftçileri milyonlarca ton domates zararına uğratan tutaların, bu yıl da domateslerin dikilmeye başlaması ile birlikte yeniden etkili olacağı konuşuluyor. Çiftçiler, daha önce 'tuta' kelebeğinin yok edilmesinde kullandıkları ilaçların tesir etmemesi üzerine ilaçların araştırılması için Aksu Tarım İlçe Müdürlüğüne de dilekçe verdi.

“TUTALAR DOMATESİN YOKLUĞUNDA SUSAMLARA SALDIRDI”

3 ay önce tuta nedeniyle domateslerini söktüklerini ve milyonlarca ton zarar verdiklerini ifade eden çiftçi Mustafa Güvendiren, "Artık tuta denilen böcekler ile mücadele edemiyoruz. Attığımız ilaçların hiç tesiri yok. Domates bitti şimdi bir dikimimiz daha geldi. Tehlike yine kapıda bekliyor. Tutalar domatesin yokluğunda susamlara saldırdı. Yoncaları bitirdi. Biz çiftçiler olarak artık ülkemize katkı sağlamak istiyoruz. Çalışmak istiyoruz. Domatesi tutadan dolayı kaldıramadık bu sefer susamı da kaldıramıyoruz" dedi.

"TUTADAN DOLAYI 50 KİLO SUSAM ALIRSAK BUNA RAZIYIZ"

Bir başka çiftçi Ramazan Çölgeçen ise, "Biz her sene susam ekiyoruz. Her yıl ortalama dönümden 120 kilo susam alıyoruz. Bu sene tutadan dolayı 50 kilo susam alırsak buna razıyız. Bir susam ağacında 6 tane meyve var. Bunun altı da üstü de boş. Tuta bitirdi. Tutadan dolayı çiftçilik yapacak halimiz kalmadı. Domates ekiyoruz bitiriyor. Susam ekiyoruz bitiriyor. İlaçların bir etkisi kalmadı. Bir ilaç ismi duyuyoruz gidip hemen alıyoruz ama onun da etkisi yok” ifadelerini kaydetti.          haber7



 

Yeni anne olanlara 7 bin 376 lira

Yeni anne olanlara 7 bin 376 lira 

Devlet yeni anne olanlara 4 farklı maddi destek sağlıyor. Doğum yardımı ile anneye ilk çocuk için 300, ikinci çocuk için 400, üçüncü ve sonraki çocuklarda 600 lira veriliyor.

İkinci ödeme ise doğum yapan kadına süt ve emzirme parası olarak ödeniyor. Doğum parasını almak için kadının çalışıyor olması ya da kendi işini yapması veya eşinin kendi işini yapıyor ya da bir yerde çalışıyor olması yeterli oluyor.

6 AY YARIM GÜN

İş Bir kereye mahsus 149 lira süt parası alan anne, doğum izninde çalışmadıkları dönemin parasını iş göremezlik ödeneği altında devletten alıyor. Bu da asgari ücretli çalışan için en az 5 bin 50 lira. Bu ödeme e-Devlet üzerinden takip edilmeli. Sigortalı çalışan tüm kadınlar doğum yapmaları halinde analık izni sonrasında birinci doğumda 2 ay, ikinci doğumda 4 ay, sonraki doğumlarda ise 6 ay yarım gün çalışıp tam maaş alabilecek.

EN AZ 1877 LİRA ÖDENECEK

Yarım gün çalışan annenin maaşının yarısını patron, 938.5 lirasını ise devlet, İşkur aracılığıyla ödeyecek. Bu haktan yararlanmak için analık izninin bittiği tarihten itibaren 30 gün içinde ‘İşkur’a müracaat edilecek. İlk çocuğunu dünyaya getiren asgari ücretli bir anneye devlet; 300 lira çocuk parası, 149 lira süt parası, 5 bin 50 lira iş görmezlik ödeneği ve 1877 lira yarım gün çalışma ödeneğiyle birlikte 7376 lira ödeme yapacak.           haber7




Avrupa’nın Bey’i

Yaklaşık 16 yıl önce İzmir’de kurulan Hasanbey Çiftliği’nin ürünleri bugün İngiltere, İspanya, İsveç, Hollanda ve Almanya gibi ülkelerde gurme marketlerde satılıyor. 70 milyon liralık ciroya ulaşan şirket, yeni yatırımlarla pazardaki hedefini de büyütmenin peşinde.

2001 krizinde iş için gittiği Hollanda’da doğal tarım alanlarını gören Hasan Şentürk, buradaki sistemi İzmir Bergama’da uygulayınca İngiltere, İspanya, İsveç, Hollanda ve Almanya gibi ülkelerin radarına girdi. Bugün peynirden salçaya, domatesten bibere, reçelden pekmeze kadar birçok ürünü Avrupa’daki gurme marketlere ihraç ediyor. Hasanbey Çiftliği’nin cirosu 2017 yılında toplamda 70 milyon liraya çıkarken, şirket yeni tarım alanları ile büyümeyi de hedefliyor.           gidatarim




285. Çardak Yağlı Pehlivan Güreşlerinde Başpehlivan Balaban Oldu

285. Çardak Yağlı Pehlivan Güreşlerinde Başpehlivan Balaban Oldu, System.String[]

Çanakkale’nin Lapseki ilçesine bağlı Çardak beldesinde, bu yıl 285’incisi düzenlenen Tarihi Çardak Yağlı Pehlivan Güreşlerinde finalde rakibi Tanju Gemici’yi yenen İsmail Balaban başpehlivan oldu.

Bu yıl 285'incisi düzenlenen Tarihi Çardak Yağlı Pehlivan Güreşlerinde finalde rakibi Tanju Gemiciyi yenen İsmail Balaban başpehlivan oldu. Çardak Tarihi Yağlı Pehlivan Güreşleri er meydanında düzenlenen gösteri ile başladı. Davullar eşliğinde belediye binası önüne hareket edilerek Güreş Ağası  karşılandı. Gazi Yakup Bey Türbesi ziyaret edilerek, ardından resmi açılış ve bayrak töreni için güreş sahasına intikal edildi. Belde Belediye Başkanı ,  Gazi GaziSüleyman Paşa'nın 1354 yılında Rumeli'ye geçiş yeri olarak kullandığı Çardak beldesinde ulu çınar ağacının altında yapılan güreşin anısına her yıl geleneksel olarak düzenlenen güreşlerin bu yıl 285'incisini düzenlemenin haklı gururunu yaşadıklarını ifade etti. Bin 500 metrekare dev Türk bayrağı gölgesinde 55 başpehlivanın ter döktüğü sahada Balaban altın kemeri alarak şampiyonluğunu ilan etti. Güreş Ağası Ahmet Acar katılan tüm sporcuları tebrik ederek geleneksel yağlı pehlivan güreşlerine desteklerinin devam edeceğini yineledi.           sondakika









 Çanakkale'de zıpkınla 12 kiloluk balık avladı

Çanakkale'de zıpkınla 12 kiloluk balık avladı
Çanakkale'de, tek nefeste zıpkınla serbest dalışlar yaparak, boyundan uzun balıklar avlayan dalgıç Müjdat Turan (45), bu kez boğazın akıntılı sularında 12 kiloluk fangri mercan yakaladı.

Çanakkale'de tek nefeste zıpkınla serbest dalışlar yaparak, boyundan uzun balıklar avlayan dalgıç Müjdat Turan (45), bu kez boğazın akıntılı sularında 12 kiloluk fangri mercan yakaladı. Turan, pulundan yapılan halka sayımlarında 46 yaşında olduğu belirlenen balığın, zıpkınla avcılıkta Türkiye rekoru olduğunu dile getirdi.

Müjdat Turan, boğazın akıntılı sularına tüpsüz olarak tek nefesle gerçekleştirdiği serbest dalışta, zıpkınla yaşından büyük fangri mercan avladı. Dalışa yeni başlayanların heves etmemesi için balığı kaç metre derinlikte avladığını açıklamayan Turan, yaptıkları araştırmaya göre, 12 kiloluk balığın, serbest dalış zıpkınla avcılıkta Türkiye rekoru olduğunu söyledi. Turan, sosyal medyada zıpkın avcılığı yapanların oluşturdukları platformlardaki araştırmalarında, Türkiye'de zıpkınla vurulan en büyük fangri mercanın 10 kilo olduğunu ve Mersin´de avlandığını tespit ettiklerini söyledi.

Mercanın Kuzey Ege Denizi´nde, 80- 100 metre derinlikte yaşadığını kaydeden Müjdat Turan, Çanakkale Boğazı´nın sularında bu balığı avlamanın heyecan verici olduğunu belirtti. Kendisinin de daha önce 4 kiloya kadar mercan avladığını belirten Turan, "Avladığım bu balığın yaş tespiti için sırt tarafından kafa bölgesine yakın yerden birkaç pul alarak Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknoloji Fakültesi´ne gönderdik. Balık pulundan yapılan halka sayımında balık benden yaşlı çıktı, tam 46 yaşında. İnanması zor ama balık artık mutant geçirmiş ve çok yaşlanmış. Bu büyüklükte zıpkınla avlanması çok zor ve nadir olan fangri mercan balığını avlamak en büyük hayalimdi. Babamın küçücük ellerimden tutup balığa götürdüğü günlerde bir hikaye ile başlayan hayallerimle büyüdüm. Şimdi sabah suyunda, fırtınalı denizlerde avladığım bu trofe balık ile bir hayalimi daha gerçekleştirmiş oldum" dedi.

Boyu 1 metre 83 santim olan dalgıç Müjdat Turan, 2017 yılında avladığı 2 metre boyunda ve 68 kilo ağırlığında Akya balığı ile Türkiye rekoru kırmıştı. Boyundan büyük balık avlayan Turan, 46 yaşındaki fangri mercan avıyla da yaşından büyük balık avlamış oldu.          sondakika




Çanakkale'de Otluk Alanda Çıkan Yangın Evlere Zarar Verdi

Çanakkale'de Otluk Alanda Çıkan Yangın Evlere Zarar Verdi ile ilgili görsel sonucu
Çanakkale'de Esenler Mahallesinde eski askeri hastane bölgesinde bulunan otluk alanda yangın çıktı.
Çanakkale'de Esenler Mahallesinde eski askeri hastane bölgesinde bulunan otluk alanda yangın çıktı. Şiddetli rüzgarın etkisiyle bölgede yerleşim yerlerini tehdit eden yangında apartman çatısı yanarak, zarar gördü. Otluk alanda bulunan çok sayıda çam ağacı yanarak kül olurken, vatandaşlar büyük panik yaşadı.
Esenler Mahallesinde eski askeri hastane bölgesinde bulunan otluk alanda 17. 30 sıralarında henüz nedeni belli olmayan bir şekilde yangın çıktı. Rüzgarında etkisiyle bölgedeki yerleşim yerlerini tehdit eden yangına çok sayıda itfaiye ekibi müdahale etti. Yangına Çevik Kuvvet Şubesine bağlı TOMA ekipleri, Çanakkale Boğaz  itfaiyesi ekipleri ve Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü ekiplerinin helikopter ile müdahale ederek destek verdi.
Yangında 2 apartmanın çatısı yanarak, kül oldu. Yangının evlerin çatısına sıçramasıyla vatandaşlar büyük panik yaşayarak sokağa döküldü. Bölgede bulunan vatandaşlar ellerinde bulunan yangın tüpü, kovalar ve hortumlarla su sıkarak yangına müdahale etti. Otluk alanda bulunan çok sayıda çam ağacı da yanarak kül oldu.          sondakika




Gökçeada'da 170 Yolcusu Olan Feribot Karaya Oturdu

Çanakkale'de, Kabatape'den-Gökçeada'ya saat 09.00'da sefer gerçekleştiren 'Gökçeada 1' isimli feribot, Kuzu Limanı'na yaklaşık 30 metre kala, teknik arıza nedeniyle karaya oturdu. Feribotun içindeki 170 yolcu tahliye edildi.

 GESTAŞ A.Ş'ye ait 84 metre boyundaki "Gökçeada-1" isimli feribotun Gökçeada'daki Kuzu Limanı'na yaklaştığı sırada makinelerinde teknik arıza meydana geldi. Gemi kaptanının durumu fark etmesi üzerine feribota, limana çarpmaması için kurtarma manevrası yaptırıldı. İçinde 170 yolcu ve 64 aracın bulunduğu feribot, limana yanaşmaya 30 metre kala sahil kısmındaki kumluk alanda karaya oturdu.

Kabatepe-Gökçeada arasında sefer yapan feribot makinelerinde yaşanan teknik arıza nedeniyle karaya oturdu. Alınan bilgiye göre, Kabatepe'den Gökçeada'ya saat 09.00 seferini yapan GESTAŞ A.Ş'ye ait 84 metre boyundaki "Gökçeada-1" isimli feribotun Gökçeada'daki Kuzu Limanı'na yaklaştığı sırada makinelerinde teknik arıza meydana geldi.           sondakika



Tarımda zirai ilacı bitirecek yöntem: Ördekler

Haşere ve böceklerle mücadele, çiftçinin en çok sıkıntı çektiği konuların başında geliyor. Zirai ilaç kullanımında, kimyasal kalıntı tehlikesi söz konusu. Kullanmasa verim kaybı meydana geliyor. Japonya'da çiftçilerin eskiden beri uyguladığı 'ördek' yöntemi, haşereyle mücadelede dünyaya örnek olabilir. Pirinç ve buğday tarlalarına bırakılan ördekler kısa sürede haşereleri, böcekleri, yabani otları ve bunların tohumlarını yeyip bitiriyor. Ancak kesinlikle ekili ürüne zarar vermiyorlar.

Japon çiftçiler eski bir Japon tarım tekniğini yeniden keşfediyor. Bu yöntem ile pirinç ve buğday hiçbir tarım ilacı kullanılmadan yetiştirilebiliyor. Üstelik bu yöntemle yetiştirilen ürünler daha verimli ve çevresel koşullara daha dayanıklı büyüyor.

DIŞKILARI DOĞAL GÜBRE OLUYOR
Antik Japon yöntemine göre ördekler ekili alana bırakılıyor. Bu hayvanlar, böceklerle, yabani otlarla ve hatta yabani otların tohumlarıyla besleniyorlar, ancak ekinlere dokunmuyorlar. Ördeklerin sudaki ve çamurdaki hareketleri oksijen oranını artırırken, dışkıları da doğal gübre görevi görüyor. Böylelikle üretim maliyeti düşerken, alınan verim de artırılmış oluyor. 

ORGANİK TARIM İÇİN BİREBİR
Son yıllarda organik tarıma ilgi büyük. Tüketiciler, organik şekilde üretilen gıdalara büyük paralar ödemeyi göze alırken, çiftçiler de giderek büyüyen bu pazara yöneliyor. Haşere kontrolünde ördek yöntemi, organik tarım yapan ya da yapmayı düşünen çiftçiler için büyük kolaylık sağlamaya aday.

FRANSA, İRAN VE ÇİN'DE DE KULLANILMAYA BAŞLANDI
Ördeklerle pirinç ve buğday tarımı Japonya’nın yanında Güney Kore, Çin, Tayland, İran ve Fransa gibi ülkelerde de son yıllarda kullanılmaya başlandı. Böcek ilaçları yalnızca doğal dengeyi bozmakla kalmayıp, insan sağlığına da büyük zarar veriyor. Dolayısıyla ördeklerle tarım yöntemi sağladığı avantajlar ile hem üreticilere hem tüketicilere faydalı bir seçenek sunmuş oluyor.           ulusaltarim.com




Ezine'de Yanan Ormanlık Alan Havadan Görüntülendi

Çanakkale'nin Yanan Ciğerleri Havadan Görüntülendi ile ilgili görsel sonucu

Çanakkale'nin Ezine ilçesi Dalyan köyünde dün zirai alanda başlayarak, şiddetli rüzgarın etkisiyle ormanlık alana sıçrayan ve yaklaşık 10 hektarlık alanın yanarak zarar gördüğü orman yangının ardından ortaya çıkan kara tablo, havadan görüntülendi.

Ezine ilçesi Dalyan köyü yakınlarda dün akşam saat 16.00 sıralarında zirai alanda başlayan ve rüzgarın da etkisiyle ormanlık alana sıçrayan yangına 1 amfibik uçak, 4 helikopter, 4 dozer, 30'a yakın arazöz ve söndürme aracı ile 200'e yakın orman işçisi müdahale etti. Havadan ve karadan 4 saat süren müdahalenin ardından yangın güçlükle kontrol altına alınırken, yangının verdiği zarar ise gün aydınlanınca ortaya çıktı. Havadan çekilen görüntülerde yangının ardından kızılçam ormanları ile zeytin ağaçlarının yanarak kül olduğu gözlendi. Hava görüntülerinde ayrıca yanan bölgenin denize ve yerleşim alanlarına çok yakın olması ise dikkat çekti.

Öte yandan, Orman Bölge Müdürlüğü yetkililerince yangının çıkış nedeninin araştırıldığı ve yangın bölgesinde zarar gören alanlarda ağaçlandırma çalışmalarının yapılacağı belirtildi. Jandarmanın da yangınla ilgili araştırması sürüyor.          sondakika



Sokakağzı'nda Makilik Yangını

Çanakkale'de Makilik Yangını, System.String[] 

Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Sokakağzı koyunda yazlık evlerin bulunduğu bölgede çıkan yangında 20 dönümlük makilik alan zarar gördü.

Edinilen bilgiye göre, Ayvacık'ın Koyunevi köyü Sokakağzı koyunda yazlık evlerin bulunduğu makilik alanda henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Çıkan yangın kısa sürede rüzgarın da etkisiyle bölgedeki yazlık evlerin bulunduğu bölgeye yayıldı. Yazlık ve inşaat halindeki evlerin yakınındaki makilik yerler zarar görürken, yangına Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğüne ait 1 helikopter, Ayvacık Orman İşletme Müdürlüğüne ait 5 arazöz ile 2 yangın ilk müdahale aracı ve Ayvacık Belediyesine ait 1 itfaiye aracı ile 1 ilk müdahale aracı müdahale etti.

Yangının yazlık evlere sıçramaması için yoğun çaba gösterilirken, yangın 3 saatlik bir müdahalenin ardından kontrol altına alındı. Yangında 20 dönümlük makilik alan zarar gördü.           sondakika





Kazdağları'ndan gelen bitkilerle rengarenk dondurmalar

Çanakkale'de yaşayan 56 yaşındaki Yazgülü Erdoğan ve damadı, Kazdağları'nda yetişen bitki özlerinden rengarenk dondurmalar yapıyor.

Çanakkale ve Balıkesir illeri arasında yer alan Kazdağları'nda yetişen, melisa, fesleğen, zerdeçal, zencefil, narçiçeği, lavanta, ısırgan, kekik ve nanenin yanı sıra karadut ve zeytin içerikli dondurma yapan 56 yaşındaki Yazgülü Erdoğan ve damadı girişimcilikleriyle örnek oluyor.

Dondurma tezgahına yerleştirdiği "Bugün dondurma yemek için çok güzel bir gün" yazılı tahtayla tatilcilere dondurma yemeğe özendiren Erdoğan, damadıyla günlük 200 kilogram keçi sütü kullanıyor.
Bölgeye özgü dondurma yapıyorlar

2010 yılında damadının yaptığı dondurmaları Çanakkale Ayvacık sahilindeki iş yerlerinde satmaya başlayan Yazgülü Erdoğan, 4 yıl önce Kazdağları'nın turistik Adatepe Köyü'nde bir kafe kiraladı.

Erdoğan, bölgeye özgü dondurma yaptıklarını ve bunun doğallığıyla diğerlerinden farklı olduğunu söyledi.

Kazdağları'nda yetişen karadut ve zeytinin yanı sıra kekik, nane, ısırgan, zencefil, zerdeçal, nar çiçeği, lavanta, melisa ve fesleğen içerikli dondurma yaptıklarını belirten Erdoğan, "Dondurmalarda kullandığımız otları Kazdağları'ndan kendim topluyorum. Bu otları kurutuyorum, damadıma teslim ediyorum. O da bu otları dondurmalara katıyor. Yaptığımız dondurmaları yaz boyunca Adatepe'ye gelenlere sunuyoruz" dedi.

Kazdağlarından gelen bitkilerle rengarenk dondurmalar

Günlük 200 kilogram keçi sütü kullanıyorlar

Dondurmalarında keçi sütü kullandıklarından bahseden Erdoğan, "Her gün 200 kilogram keçi sütü kullanarak dondurma yapıyoruz. Adatepe'de yeteri kadar bulamadığımız zaman Balıkesir'in Edremit ve Havran ilçelerinden keçi sütü temin ediyoruz" dedi.

Turistlerin en çok kekik, ısırgan ve naneli dondurmayı tercih ettiklerini belirten Erdoğan, şunları söyledi:

"Büyükşehirlerde bizim yaptığımız gibi doğal ot kullanılarak lezzet verilen dondurmalar pek yok. Bu yüzden başta İstanbul olmak üzere birçok kentten gelenler otlu dondurma yemeyi tercih ediyor. Otlu dondurma yapmak zor oluyor. Dağa çıkıyorsun mevsimine göre otları topluyorsun, yıkayıp temizliyorsun. Kurutması ayrı özen istiyor dışarıda kurutursan sarı oluyor otlar, içeride kurutursan doğallığı bozulmadan yeşil olarak kuruyor. Bu tarz zorlukları yaşıyoruz. Dikkat etmediniz mi otlar çürüyüp gidiyor. Onun için çok dikkat ve temizlik istiyor bu iş. Bütün bu işlemleri kendim hallediyorum.”          trthaber

 




  Duyurular

  Resim Galerisi
 



































































Site içi Arama
   

E-posta Bülteni
   


Tasarım & Programlama: Met Tasarım