ANA SAYFA         Hakkımızda        HAVA DURUMU        RADYO-TV        İLETİŞM

Kategoriler
İstanbul Hal Fiyatları


TUZLA KÖYÜ


TUZLA TARİHİ


HARİTA-COGRAFİ YAPI-İKLİM-NUFUS-TANITIM

Ulaşım haritası


Bölgenin uzaydan görünümü


TUZDAĞI


DOGAL ZENGİNLİKLER


TARİHİ ZENGİNLİKLER


TUZLA RESİMLERİ


YEREL ADETLER-YEMEK-MÜZİK

Köy Hayırları


Deve güreşi


Tuzla Deve Güresi


KOMŞU KÖYLER


EKONOMİ-İŞ HAYATI


EĞİTİM

Tuzla İlköğretim Okulu


Küçüklere tavsiye siteler


ZİRAAT-HAYVANCILIK

Faydalı ziraat linkleri


Ziraat Makaleleri


Ziraat Hatıraları


LİNKLER


PRATİK BİLGİLER


TUZLA OVASI


ÇANAKKALE SAVAŞLARI HATIRASI


TUZLADAN HATIRALAR


Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buldunuz ?


     Anket Sonuçları

Sayaç
Şu An 275
Tekil
Bugün 81
Toplam 81
Sayfa Görüntülenme
Bugün 307
Toplam 748120

Çanakkale'ye Bağlı Tevfikiye Köyü, Arkeo-Köye Dönüştürüldü

Çanakkale'nin Tevfikiye Köyü Arkeo-köye dönüştürüldü, başlarına talih kuşu kondu

Çanakkale merkeze bağlı Tevfikiye köyü, Troya dönemini yaşatan arkeo-köye dönüştürüldü. Proje ile bölgenin turizme kazandırılması planlanırken köye, yapılan yatırımlarla Troya atmosferi kazandırıldı. Açılan kurslarla köylüler, turistlere en iyi hizmeti verebilecek duruma geldi.

Çanakkale Valiliği ile 21 Kasım 2017 tarihinde imzalanan protokol çerçevesinde Tevfikiye köyü, Troya dönemini yaşatan atmosferi, binaları, figürleri, tarihi ve mitolojik değerleri ile açık hava müzesi niteliğinde arkeo-köye dönüştürüldü. Troya Antik Kenti'ne yapılan ziyaretler sırasında mola verilen, gezilen, organik sebze-meyve, hediyelik eşya alışverişinin yapılabileceği ve Troya tarihinden izler taşıyan bir köy haline getirilmesi amaçlandı. Köyün bir yandan restorasyonu devam ederken diğer yandan da Çanakkale Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü işbirliğiyle farklı başlıklarda kurslar başlatıldı ve bölgede sosyal yaşam kalitesi yükseltildi. Tevfikiye bölgeye gelen yerli ve yabancı ziyaretçilere en iyi hizmeti verebilecek duruma getirildi.

"BAŞIMIZA TALİH KUŞU KONDU"

Tevfikiye köyü Muhtarı Hüseyin Dinç, "Köyümüz Arkeo Köy olduktan sonra gelen gideni daha değişti. Beklentimiz daha yükseklere çıktı. Daha önceden köyümüze bu kadar gelen giden olmuyordu. Fakat şimdi gelen giden değişti. Yapılan hizmetler çok büyük hizmetler. Bu konuda bizim başımıza talih kuşu kondu diyebiliriz. Alt yapımız ve üst çalışmalar tamamen bitti gibi. Sadece köyümüzün bir kısmı var yollarının yapılması gereken. Diğer tarafları bitmiş durumda. Bundan sonrada çok iyi bir beklentimiz var. Köyde pansiyonculuk olsun, lokantacılık olsun, restoran olsun halkımız tarafından açılması düşünülüyor. Bu yaz bunlar daha ön plana çıkacak gibi duruyor. Köyümüzün Arkeo Köye dönüşmesinden çok memnunuz. Eskiye göre çok çok güzel oldu" dedi.

 

KÖYLÜLER PROJEDEN UMUTLU

Tevfikiye Arkeo-Köy Projesi başlangıcında Tevfikiye Köyü halkıyla bir sosyolojik bir anket çalışması gerçekleştirildi. Bu araştırma ile köy halkının sosyo-ekonomik, demografik bilgileri derlendi, Troya'ya ilişkin görüşleri, beklentileri, kurs talepleri ve destek verecekleri konularda görüşleri alındı.

Araştırma sonuçlarına göre, Tevfikiye köyü halkı köylerine pek ziyaretçi gelmediğini bunun değişmesini arzuladıklarını, Troya savaşı ve ören yeri hakkında daha çok bilgi sahibi olmak istediklerini, köylerinin bir Troya köyüne dönüşmesini beklediklerini, Tevfikiye Arkeo-Köy Projesi ile ilgili umutlu, iyimser ve heyecanlı olduklarını, özellikle el sanatları, işletmecilik, pansiyonculuk ve aşçılık kurslarına katılmak istediklerini bildirdiler.

KÖY KOMİTESİ KURULDU

Ardından projenin takibi ve köy halkının projeye desteğini sağlamak amacıyla bilgi ve beceri sahibi beş kadın, beş erkek köy sakininden oluşan köy muhtarı, köy imamı ve köy öğretmeninin de doğal üyesi sayıldığı 'Köy Komitesi' kuruldu. Bu komite haftalık toplantılar düzenleyerek projeyle ilgili görüş alışverişinde bulunarak halkı teşvik etmek ve koordinasyonu sağlamak üzere düzenli çalışmalarda bulunmaya devam ediyor.

YENİLEME ÇALIŞMALARI YAPILDI

Opet tarafından köyün giriş yolu ve çevresi düzenlendi. Köy kahvesi, düğün salonu ve sağlık ocağında "Troya 6" dönemi konseptine göre mimari yenileme çalışmaları yapıldı. Köy meydanında yer alan düğün salonu, müze ve kültür sanat merkezine dönüştürüldü. 1895 yılında İntepe/ Erenköy'lü olan Rum bir usta tarafından tamamı Troya Ören Yeri'nden alınan taşlarla inşa edilen tarihi köy camisi yine Troya döneminin doğal taşlarıyla aslına uygun şekilde restore edildi.

Geniş Troya ovasına hakim noktada konumlanan ve Troya Meydanı olarak adlandırılan meydan seyir alanı olarak düzenlendi. Bu meydana Troya dönemi kahramanlarının (Sarpedon, Priamos, Paris, Helen, Hektor, Homeros, Akhilleus, Agememnon, Aias,Patroklos, Odysseus) büstleri konuldu. Köy meydanına Atatürk ve Fatih Sultan Mehmet heykelleri yerleştirildi. Köy kahvesinin bahçesinde bulunan bina, Troya evi konseptinde yenilendi. Troya Meydanı ve cami arasında kalan boş alana peyzaj uygulandı ve minyatür bir şelale oluşturuldu.

KÖY OKULU PANSİYONA ÇEVRİLDİ

Köy içinde yer alan ve kullanılmayan eski köy okulu pansiyona dönüştürüldü. Pansiyon işletilmeye başladı ve çok sayıda misafir ağırlamaya devam ediyor. Köyün genelinde peyzaj çalışması yapıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ağaç ve Peyzaj A. Ş. tarafından yöreye bağışlanan ve akasya, servi, zakkum, ardıç, çınar, erguvan, gül, hanımeli, yasemin ve sardunyadan oluşan toplam 14 bin 800 adet bitki dikimi yapıldı. Köy kahvesi ve düğün salonunda yer alan tuvaletler yenilendi.          ahaber






Uşaklı girişimci Almanya’dan Türkiye’ye döndü! Ormandan toplayıp 20 ülkeye satıyor

Almanya’da bir süre çalıştıktan sonra Türkiye’ye dönen Uşaklı girişimci, kurduğu tesiste ormanlık alanlardan toplanan kozalak, yosun, ağaç kabuğu, kuru dallar ile bitki kalıntılarını işleyerek bunları 20 ülkeye dekoratif süs ürünü olarak satıyor.

Uşaklı gurbetçi Ramazan Çevirgen, Banaz ilçesinde kurduğu tesiste, ormanlık alanlardaki kozalak, yosun, ağaç kabuğu, kuru dallar ile bitki kalıntılarını işleyerek bunları 20 ülkeye dekoratif süs ürünü olarak ihraç ediyor.

Küçük yaşlarda gittiği Almanya’da bir süre organik ürünlerden yapılan dekoratif süs ürünlerini pazarlayan bir firmada çalışan Ramazan Çevirgen (44), Türkiye’ye döndükten sonra Banaz ilçesinde 5 bin metrekarelik tesis kurdu.          gidatarim




3 yeni borlu gübre geliştirildi

Dünyanın en büyük bor rezervlerine sahip olan Türkiye, elindeki bu kaynağı daha etkin kullanmak için çeşitli hamleler yapıyor. 'Boron' ismiyle piyasaya sürülen borlu deterjandan sonra şimdi de bor katkılı yerli gübreler yaygınlaşıyor. Enerji Bakanlığı, 3 farklı formda üretilen bor katkılı granül tarımsal gübreler geliştirdi.

Enerji Bakanlığı, toprağa takviye olarak eklenecek ve ürünlerin verimliliğini arttıracak “2-4 mm Granül Boraks Pentahidrat”, “2-4 mm Granül Kolemanit” ve “2-4 mm Granül Üleksit” adını verdiği üç farklı bor gübre geliştirdi. Fazla yağış alan bölgeler ile orta ve az yağış alan bölgeler için ayrı ayrı gübre geliştiren Bakanlık, gübreleri Kırka Bor İşletmeleri Müdürlüğü’nde bulunan Teknoloji Geliştirme Merkezi’nde üretirken, çalışmada 5 Ar-ge personeli görev aldı. 

Test ve deneme çalışmalarının yapıldığı bor gübrelerin pilot çalışmalarının ise önümüzdeki ay tamamlanmasının ardından endüstriyel üretime geçilmesi planlanıyor. Ürünlerin saha denemeleri ve bitkilerde uygulamalarının ise Eti Maden ile Sabancı Üniversitesi’nin birlikte yürüttüğü Tarımda Borlu Gübre Kullanımı Ar-Ge Danışmanlık projesi kapsamında devam ettiği belirtildi. Proje kapsamında farklı iklim koşullarında ve seçili bitki türlerinde sera ve tarla deneme çalışmalarına da devam ediliyor.


YUR TDIŞINA BORLU GÜBRE SATILACAK
Edinilen bilgiye göre bor yetersizliği bulunan topraklarda ve uygun bitki türlerinde verim artışı sağlayacak gübrelerden toz ürünler suda çözdürülerek veya damla sulamayla uygulanacağı gibi granül ürünler ise direkt toprağa dağıtılarak uygulanacak. Ayrıca granül gübreleri yüksek miktarda uygulanan diğer 2-4 mm azot, fosfor ve potasyum gübreleriyle karıştırılarak homojen bir dağılımla uygulama yapılabilecek. Gübrelerin kullanımının öncelikle şeker pancarı, ayçiçeği, soya, kanola (kolza), çay ve pamuk gibi bor ihtiyacı fazla olan bitkiler için uygun olacağı belirtilirken, çalışmalar ilerledikçe bor ihtiyacı olan sebze ve meyvelerde borun kullanım alanları da genişleyecek. 


Bakanlık yetkilileri, bor gübrede yurt içi piyasalar olduğu kadar yurtdışı piyasaların da hedeflerinde olduğunu kaydettiler. Özellikle fazla yağış alan Güney Asya, Güney Amerika ve Sahra Altı Afrika bölgelerinde bu ürünlerin kullanımının etkili olacağını tespit eden Bakanlık ürün satışında da bu pazarlara yönelecek.          sondakika





Tarımda "e-Çiftçi" dönemi

Tarım Bakanlığı, e-Çiftçi sistemini hayata geçirdi. e-Çiftçi Portalı'na giriş yapan kullanıcı, tüm kayıt işlemleri ve destekleme başvurularını kolayca yapabilecek. Sistem, bakanlık ile çiftçi arasındaki iletişimi güçlendirecek.

Tarım ve Orman Bakanlığı'nca geliştirilen ve çiftçilerin destekleme başvurularını kolaylıkla yapmasını sağlayacak e-Çiftçi Portalı uygulamaya girdi. Portal ile çiftçiler, pek çok konuda bilgiye ulaşmanın yanında, destekleme başvurularını da buradan gerçekleştirebilecek.
Konuya ilişkin açıklama yapan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli şu bilgileri verdi: "e-Çiftçi, tarımsal alanda faaliyet gösteren çiftçilerin işletmeleriyle ilgili bilgilerin yer aldığı ve bu bilgilere, bilgisayar ve mobil cihazlar üzerinden erişebilmelerine imkan sağlayan bir portaldır. e-Çiftçi Portalı'na giriş yapan kullanıcı, işletmesinde kayıtlı tarım arazileri, bu parseller üzerinde kayıtlı olan ürün ile sahip oldukları hayvanların ırk, yaş ve cinsiyet bilgilerine ulaşabilecek. Ayrıca kullanıcılar, işletmelerinde kayıtlı büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar ile ilgili doğum, ölüm, hastalık, satış gibi bildirimlerini uygulama üzerinden yapabilecek ve hayvanlara yönelik tüm veteriner işlemlerini de takip edebilecek"
Portal üzerinden girilen bildirimlerin anlık olarak bakanlığın ilgili birimine ulaşacağına işaret eden Pakdemirli, çiftçilerin, bitkisel ve hayvansal üretim faaliyetlerine yönelik destekleme başvurularını portal üzerinden yapabileceğine ve aldığı tüm destekleme bilgilerine ulaşabileceğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
"Çiftçiler, yapmış olduğu tarımsal faaliyetlere ait geçmişten bugüne kadar olan bilgilerini portal üzerinden raporlayabilecek. Bakanlık birimleri, bu uygulama üzerinden gerekli duyduğu konularda çiftçilere bildirimler göndererek onlarla anlık iletişim kurabilecek. Portal, 2 milyon 132 bin işletme, 33 milyon tarım parseli ve 64 milyon 700 bin baş (büyükbaş ve küçükbaş) hayvan varlığıyla birlikte kayıtlı ürün çeşitliliği göz önünde bulundurulduğunda dünyanın en geniş ve en kapsamlı tarım bilişim altyapılarından biri olma özelliğine sahip."
Sisteme, bakanlık internet sitesi ile e-Devlet Kapısı üzerinden girmek mümkünken ayrıca Android telefonlar için mobil uygulama da bulunuyor. e-Çiftçi sisteminin Apple cihazlarda da yer alması için çalışma yürütülüyor.          sondakika





Jeotermal Kaynak Arama ve İşletme Sahası İhaleleri
Jeotermal Kaynak Arama ve İşletme Sahası İhaleleri ile ilgili görsel sonucu
Çanakkale'de 15 jeotermal kaynak arama ve 2 jeotermal kaynak işletme sahası ihale edilecek.

Çanakkale İl Özel İdaresinin konuya ilişkin ilanı Resmi Gazete'de yayımlandı.
 
Buna göre, Çanakkale'nin Ezine, Ayvacık, Biga, Lapseki, Gökçeada ve Bozcaada ilçelerinin sınırları içindeki 15 jeotermal kaynak arama ve 2 jeotermal kaynak işletme sahası açık teklif artırma usulüyle ihale edilecek.
 
Alanları 4,93 hektar ile 4 bin 915,55 hektar arasında, muhammen bedelleri de 39 bin 257,14 lira ile 514 bin 559,77 lira arasında değişen sahaların ihalesi, 28 Şubat Perşembe saat 13.30 ile 13.46 arasında Çanakkale İl Özel İdaresi İl Encümen toplantı salonunda yapılacak.
 
İstekliler, tekliflerini ihale günü saat 12.30'a kadar Çanakkale İl Özel İdaresi Ruhsat ve Denetim Müdürlüğüne iletebilecek.            konhaber





Çiftçi, sebze-meyveyi internetten satacak

 
PTT, çiftçinin internet üzerinden doğrudan vatandaşa sebze-meyve satabilmesi için bir proje hazırladı. Buna göre çiftçiler, internet üzerinden hizmet veren ePttAVM'de mağaza açacak ve buraya gelen siparişleri PTT Kargo müşteriye ulaştıracak.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından Keçiören'de kurulan tanzim satış çadırını ziyaret ederek, tanzim satışların ilk gününde vatandaşlarla bir araya geldi. Havalar iyileştikçe fiyatların daha da düşeceğini ifade eden Pakdemirli, vatandaşların tanzim satışların ne kadar süreceğine yönelik sorusu üzerine, "İhtiyaç olduğu sürece devam edecek, gerekirse kalıcı yaparız" dedi.

Pakdemirli, yaptığı açıklamada da bu organizasyonla istedikleri amaca ulaştıklarını bildirdi. Havaların çok soğuk gitmesi, güneşin olmaması ve birtakım felaketlerle ister istemez fiyatlarda artış yaşandığına işaret eden Pakdemirli, bunun da ötesinde bazı fırsatçıların fiyatlara etki ettiğini dile getirdi. Pakdemirli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonunda harekete geçildiğini anımsatarak, şöyle devam etti:

"4 gün içinde bu organizasyonu gerçekleştirdik. Tarım Kredi Kooperatifleri, Ankara Büyükşehir Belediyesi, Ticaret ile Hazine ve Maliye bakanlıklarına ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bu organizasyon üreticiye karşı yapılmadı. Üreticide zaten 3 lira olan malı buralara getirdiğimiz zaman 8-9 liralara yiyorduk. Sistemde çok sayıda aracı var. Tedarik sistemindeki aracıları geçici olarak baypas ettik."


'EPTTAVM TAŞIYACAK'
Pakdemirli, çıkacak yeni Hal Yasası ile aracı sayısının azaltılması gerektiğini vurgulayarak, "Antalya-Kumluca'dan çıkan mal hale, oradan Ankara Hali'ne, halden markete ve eve geliyor. Bu sırada israf ve kayıp da var. Herkes bu zincirde hakkaniyetli olarak payını almıyordu. Bu konuyu Ticaret Bakanlığımız ile tekrar ele alacağımızı umuyorum. 100-200 yıl önce kurulmuş tedarik, lojistik zinciri düzenini tekrar değerlendirmemiz lazım. Bu kadar inme, binme ve elleçlemeye gerek var mı?" diye konuştu.

'VATANDAŞIN EVİNE İNTERNETTEN SİPARİŞLE MEYVE VE SEBZESİNİ ULAŞTIRACAĞIZ'
Teknolojiyle Finike'deki 3 kilogram portakalın Keçiören'deki vatandaşın evine lojistikle ulaşabileceğini aktaran Pakdemirli, şunları kaydetti: "Bir proje daha sundum arkadaşlara. Hafta sonu PTT Genel Müdürümüz ile de konuştuk. ePttAVM üzerinden bu ürünleri sunacağız. Kumluca'ya platform kuracaklar. Vatandaşın evine internetten siparişle meyve ve sebzesini ulaştırıyor olacağız. Türkiye çapında ePttAVM, vatandaşların evine bu süreçte ücretsiz ya da cüzi ücretlerle ürünleri hızlı, ucuz ve kaliteli şekilde taşıyacak"

Tanzim satış çadırında domatesin 3 lira, patlıcanın 4,5 lira, biberin 6 lira, soğan ve patatesin de 2'şer liradan satışa sunulduğuna dikkati çeken Pakdemirli, vatandaşın da bu fiyatlardan son derece memnun olduğunu vurguladı. Pakdemirli, "Şimdilik 'Çarşıdaki yangın sona ermiştir' diyebiliriz" değerlendirmesinde bulundu.


PAZARDA DA FİYAT İNECEK
Pakdemirli, havaların ısınmasıyla domatesin pazarda da 2 liraya kadar ineceğine işaret ederek, "Soğan, patates düşük fiyatlarla satılacak. Vatandaşa destek olup, cüzdanındaki meyve sebze payını azaltmak için 4 gün içinde bu organizasyonu gerçekleştirdik. İhtiyaç görüldüğü sürece diğer illerde de bu yapılır" ifadesini kullandı. Bakan Pakdemirli, satış işlemine de yardımcı olarak vatandaşlar için patlıcan tarttı. Tanzim satış çadırı yoğun ilgi görürken, uzun kuyruklar oluştu. Satıştan memnun olduğunu dile getiren vatandaşlar, çadırın kurulmasıyla çevredeki marketlerde de fiyat düşüşleri görüldüğünü kaydetti.          ulusaltarim



 
Saksıya girdi, vatandaş taze yiyor
Saksıya girdi, vatandaş taze yiyor 

Yalova'da sera işiyle uğraşan bir girişimci kıvırcıkları saksıya ekti ve satışa sundu. Tamamen doğal olduğunu belirten seracının ürünlerine AVM'ler yoğun ilgi gösteriyor.

Yalova’nın Altınova ilçesinde bir seracı, marulu saksılara taşıdı. Kıvırcığı saksıda satın alan vatandaşlar, istedikleri kadar koparıp taze taze yiyebiliyor.

Marulların hastalıktan korunması ve kimyevî ilaç kullanmadan yetiştirilmesi için bir çare arayan Soner Denizli, kıvırcık yetiştiriciliğinde çığır açacak bir yönteme imza attı. Kıvırcık üretimini saksılara taşıyan Soner Denizli, bu sayede hem daha fazla mahsul almaya başladı, hem de daha sağlıklı ürünler üretmeyi başardı. Büyük AVM’lerin ilgisini çeken saksıda kıvırcık, çiçek gibi paketlenerek satışa sunulmaya başlandı. Üzerinde hiçbir ilaç kalıntısı bulunmayan kıvırcıklar AVM’lerden tam not aldı.

Ürünün bir avantajı ise, saksıda kıvırcık alanların bunu evlerinde haftalar boyunca yeşil tutup, ihtiyaçları kadarını kullanmalarına imkan vermesi. Bütün yaprakları kullanılsa dahi toprakta kalan bölüm yeniden yeşerdiğinden vatandaşlar kıvırcığı defalarca kullanabiliyor.

Üretimin çıkış noktası hakkında bilgi veren Soner Denizli, “Toprakta üretim yaparken ürünü hastalıktan korumak için birçok ilaç kullanıyorduk. Biz tamamen doğal yöntemle üretim yapmanın yollarını aradık. Bu esnada saksıda üretime yöneldik. Tamamen doğal maddeleri kullanmaya başladık. Bu sayede hem birim alandan daha fazla ürün elde etmeye, hem de doğal kıvırcıklar üretmeye başladık. Ardından AVM’ler den talep gelmeye başladı. Buralarda laboratuvarda incelenen ürünler hiçbir kalıntı olmadığından rağbet gördü” dedi.          haber7





Ziraat Bankası merakla beklenen kredi paketini açıkladı!

Ziraat Bankası merakla beklenen kredi paketini açıkladı!

Ziraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın ''seracılık paketini'' açıkladı. Yeni pakette 7 yıla kadar vade verilebilecek. Yatırımın yüzde 75'ine kadar, yüzde 8.25 faizle kredi verilecek. 10 milyon TL'ye kadar olan yatırımlarda hazine desteği olacak. Kredi 2 yıl geri ödemesiz olacak.

Aydın'ın açıklamaları şöyle:  Bu vade yatırım kredisi için. Total yatırım kredisi kurguladığınız seraya göre. İşletme kredisi de vereceğiz, onu 14'e böleceğiz. Ve burada o ürünlere göre daha piyasa koşullarıyla uygun işletme kredisi kredilendirmesini de yapmış olacağız. 

10 milyon TL'ye kadar yatırımlarda Hazine desteği olacak. 2020 yılına kadar bunu devam ettireceğiz. İşletme kredilerindeki birim maliyetlerini güncelledik.

 

 

Seracılığın yoğun olarak yapıldığı Türkiye'nin bütün bölgelerinde bu kredi uygulaması bugünden itibaren başladı. Hangi Ziraat Bankasına giderseniz alabilirsiniz. Bugünden başvurursanız kredilerinizi hazır hale getireceğiz

Antalya'da ülkemizin çeşitli yerlerinde doğal afetlerde etki,lenmiş başta sera üreticileri sıkıntıya girenlerin hepsinin kredisini yeniden vadelendiriyoruz. Hasar görmüşse onarım için yeniden kredi veriyoruz.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, dün TİM Delegeler Çalıştayı'nda yaptığı konuşmada Ziraat Bankası'nın düşük faizli, Hazine tarafından sübvanse edilen seracılık kredisi sunacağını söylemişti.

Yüksek gıda fiyatlarına karşı kısa, orta ve uzun vadeli planların hayata geçirilmeye başlandığını belirten Bakan Albayrak, belediyelerin sebze meyve satışına haftaya başlayacağını söylemişti.          haber7





Çanakkale sera üssü olacak
 

Çanakkale çok kısa bir süre içerisinde eğer planlanan projeler gerçekleşirse sera merkezi haline gelecek. Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından projelendirilen seracılık faaliyeti Ayvacık’ın Tuzla bölgesinde gerçekleşecek. Toplamda şu anda ihalesi yapılan alanın 2 bin 650 metrekare olduğu İl Müdürü tarafından belirtilirken, seracılık alanlarının önümüzdeki yıllarda 10 bin dönüme çıkartılması hedeflendi. Tarım ve Orman İl Müdürü Erdem Karadağ, “Hem ihracata dönük bir çalışma hem de tüketicimiz için uygun fiyata ürün hedefliyoruz” vurgusunda bulundu.

Şu anda Türkiye’de seracılık faaliyetinin en yaygın olduğu bölge olan Antalya baz alınarak Çanakkale’de de seracılık faaliyetine geçiş yaşanacak. Şu anda Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından projelendirilen çalışma gerekli alt yapı oluşturulduğunda Ayvacık’ın Tuzla bölgesinde hayata geçirilecek. Çanakkale kısa bir süre içerisinde sera üssü olacak…

Konuyla ilgili Tarım ve Orman İl Müdürü Erdem Karadağ ile kısa bir söyleşi gerçekleştirdik. Karadağ gazetemize proje ile ilgili bilgilendirmelerde bulundu.

“Fidan dikim merkezi kurulacak”

İl Tarım ve Orman Müdürü Erdem Karadağ, “Çanakkale’de seracılığı geliştirmek için ciddi projelerimiz var. Seracılık ve sera üretimi yaygınlaşsa bu fiyatlar bu kadarda yükselmez diye düşünüyorum. Ciddi projelerimiz var. Ayvacık’ın Tuzla bölgesinde çalışmalarımız başlayacak. Bu çalışmalar kapsamında seracılık eğitim merkezi ve fidan dikim merkezi kurulacak. Çanakkaleli çiftçimiz bundan sonra yüzlerce fideyi dışarıdan değil, Çanakkale’den temin edecek düzeye gelecektir.

“İhracata yönelik faaliyetlerde bulunmalıyız”

Çanakkale’de her şeyimiz var ama seracılık istediğimiz düzeyde değil. Jeotermal kaynaklarımız var, alt yapımız var, iklim durumumuz elverişli ama seracılığı bir türlü geliştiremedik. Serada yetişebilecek her mahsulü yetiştirmek için kolları sıvadık. Hem ihraca dönük bir çalışma olsun hem de tüketicimiz uygun fiyata ürünü kaynağından yesin istiyoruz.

“Üretimi kaliteli ve sürekli hale getirmeliyiz”

İhracatı ciddi anlamda düşünüyoruz. Ezine Gıda İhtisas için alt yapıyı kurmamız lazım. İhracat potansiyeli ve üretim potansiyeli artarsa daha verimli hale geleceğiz. Şu anda Çanakkale’de 4-5 ay hasat yapıyoruz, seracılık ile hasat süresini 10-11 aya çıkartırsak, ister istemez ihracat potansiyeli artacaktır. Çanakkale’ye sera kurulması ve ihracatın artması, herkesi doğrudan etkileyecektir. Sadece üretim potansiyelini arttırmak yetmez, üretimi kaliteli ve sürekli olarak yapmalıyız.

“İhalesi yapılan alan 2 bin 650 metrekare”

Seracılıkta pazarın istediği ürünler üzerinde çalışıyoruz. Seranın bir kısım bütçesini Özel İdare’den yaptık. Seranın bir kısım ihalesini yaptık, dün jeotermal kaynaklar hakkında çalışmaları tamamladık. Şu anda ihalesini yaptığımız alan 2 bin 650 metrekare. Bu alana 3 dönüm daha eklenecek ve arazi toplamda 5 dönüme ulaşacak. Burasının bir kısmında Çanakkale’de seracılık yapmak isteyen çiftçilerimizi eğiteceğiz. Bir kısmında da fide ekeceğiz. Ekipmanlarımız için proje çalışmaları devam etmektedir. Makineler alındıktan sonra, domates, biber gibi fidelerin bir kısmını burada üreteceğiz.

“Sera alanlarını 10 bin dönüme çıkartmalıyız”

İleride işler beklendiği gibi giderse fide üretiminde potansiyel artacaktır. Amaç; çiftçinin ucuz ve güvenilir fideye ulaşmasıdır. Bunun işletmeciliğini de Ayvacık Kaymakamlığı’na vermeyi planlıyoruz. Bizim teknik elemanlarımız orada her türlü desteği verecekler. Bu yılsonuna kadar projeler netlik kazanacak. Bizim sera alanlarımızı birkaç sene içerisinde 10 bin dönüme çıkartmamız gerekmektedir” ifadelerini kullandı.          canakkalegundem






Türk Mühendisler Yerli İmkanlarla 15 Ayda Gemi Üretti
Türk Mühendisler Yerli İmkanlarla 15 Ayda Gemi Üretti, System.String[] 
Türkiye'nin önemli ağır sanayi kuruluşlarından İÇDAŞ'ın, Çanakkale'nin Biga ilçesindeki tersanelerinde Türk mühendislerce üretilen yeni gemisi "İÇDAŞ-5" suya indirildi.
Türk mühendislerinin, gelişen teknolojiyle projelendirdiği yerli üretim gemiler yurt dışından da büyük talep görüyor. Özellikle dünyada denizcilik sektörüne hakim armatörlerce, tercih edilen gemiler kalite ve kullanışlılık bakımından da listenin ön sıralarında yer alıyor.
Tamamı Türk mühendislerinin yerli dizayn imkanları kullanılarak yapılan gemilerin ihracatıyla ülke ekonomisine önemli oranda döviz girdisi sağlanıyor.
AA muhabirinin aldığı bilgilere göre, tersanelerinde son 3 yılda 7 kimyasal tanker, 5 genel kargo gemisi, iki römorkör ve bir pilot botu inşa edip ihracata başlayan İÇDAŞ'ın son gemisi "İÇDAŞ-5"in inşa çalışmaları tamamlandı.
Son olarak iç tefşirat ve elektronik dizayn çalışmaları kalan gemi için şirket yöneticilerinin de katılımıyla düzenlenen törende kurban kesildi, dua edildi. Ardından "Vira Bismillah" denilerek geminin suya indirme işlemi yapıldı.
Yaklaşık 15 ayda tamamlanan ve genel kargo sınıfında görev yapacak 150 metre boyundaki İÇDAŞ-5'in, 15 bin DWT yük taşıma kapasitesi bulunuyor. 10 bin groston ağırlığındaki geminin makinesi ise yaklaşık 5 bin beygir gücünde.
Geliştirilen teknolojiyle daha uzun seyir mesafesine gidip daha az yakıt sarfiyatı yapabilen gemi, İMO gereklilikleri doğrultusunda "TIER III" standartlarında nitrojen oksit salınımı, Balast Suyu Arıtma Sistemi bakımından uluslararası kurallara uygun ekipmanlarla donatıldı.
Uçak gemisi üretimi için dev kuru havuz çalışmaları sürüyor
İÇDAŞ, Çanakkale'deki tersanelerinde üretilen gemilerde yüksek standartlar kullanıyor.
Sofistike ve son teknolojiyle donatılan gemi grubunda paslanmaz kimyasal tankerler 110 metre boyunda ve 18 metre genişliğinde ölçülere sahip. 14 ayda tamamlanan ve Almanya'daki bir firmaya ihraç edilen "İÇDAŞ-29" isimli tanker, özellikleriyle armatörler tarafından yoğun ilgi görüyor.
Firmanın göz bebeği konumundaki ekonomik genel kargo gemileri ise filonun yenilenen modern, ekonomik ve çevreci yüzü olarak tanınıyor.
Biga'daki fabrika tesislerinde uçak gemisi üretmek için 50 milyon dolarlık yatırımla başlanan kuru havuz inşaatı da sürüyor.
İÇDAŞ'ın Çanakkale'de yer alan Değirmencik çelik ve enerji üretim tesisleri ile tersanesinin bulunduğu yerleşkede 2017'de yapımına başlanan "Yerli ve Milli Uçak Gemisi Yapım Havuzu", 370 metrelik boyu ve 70 metrelik genişliğiyle tamamlandığında ülkenin en büyük gemi inşa alanı olacak.
Büyük oranda fiziki gerçekleşmenin sağlandığı çalışmaların yıl sonuna kadar tamamlanması planlanıyor.          sondakika




Burası İstanbul… İlk ürünleri verdi
Burası İstanbul... İlk ürünleri verdi

İstanbul Büyükşehir Belediyesinin milli tarıma destek ve tarımsal üretimin artması amacıyla Yıldız Teknik Üniversitesi ile iş birliği kapsamında kurduğu topraksız tarım serası, ilk ürünlerini vermeye başladı.

Büyükşehir Belediyesinden alınan bilgiye göre, Ağaç ve Peyzaj AŞ ile Yıldız Teknik Üniversitesi arasında 2017’de “Topraksız Tarım Araştırma ve Uygulama Serası” protokolü imzalandı.
Protokol kapsamında üniversitenin Davutpaşa Kampüsü’nde kullanılmayan sera, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından tamir edilerek tam teçhizatlı, modern bir seraya dönüştürüldü.

Burası İstanbul... İlk ürünleri verdi

“Cam Sera” şeklinde tasarlanan 2 dönüm alana domates, çilek, kıvırcık ve Akdeniz kıvırcığı ekildi. İlk deneme ürünlerin ekimi, 2018 Ekim’de yapıldı ve yüksek verim elde edildi. Topraksız tarım serasında bitkilerin ihtiyaç duyduğu besin elementleri, Tarım ve Orman Bakanlığının iyi tarım uygulamalarına uygun gübrelerle karşılanıyor.            gidatarim





Ayvacık'ta 110 Adet TOKİ Konutu İçin Kura Çekimi Yapıldı
Ayvacık'ta 110 Adet TOKİ Konutu İçin Kura Çekimi Yapıldı, System.String[] 

Çanakkale'nin Ayvacık ilçesinde, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından yapımı devam eden 110 konut için kura çekimi yapıldı.

TOKİ'nin Ayvacık ilçesine bağlı Hamdibey Mahallesi'nde inşaatı süren 'Ayvacık 157 Konut Projesi'ndeki 110 konut için Ayvacık Belediyesi Kültür Merkezi'ndeki konferans salonunda kura çekim töreni düzenlendi.

Kura çekim törenine katılan AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan bir konuşma gerçekleştirdi. Turan konuşmasında, "Ayvacık bizim için tarihiyle, coğrafyasıyla ve turizmiyle önemli bir ilçemiz. Bugün burada TOKİ tarafından yapılan 157 konutun, 110'unun hak sahibini belirleyeceğiz. Bakınız TOKİ deyince çevreyle uyumlu ve bölgedeki coğrafi standartlara uyan ve farklı bir mimari yapı ortaya koyan oluşum ortaya çıkmaya başladı. Örneğin TOKİ tarafından Ayvacık'ın Yukarıköy köyü ve civarında yapılan deprem konutlarının hepsinin tek katlı olarak ve tarım ve hayvancılıkla uğraşan köylümüze uygun halde yapıldığına şahit olduk. Bu konutlar da köylümüzü ve vatandaşımızı memnun etti. TOKİ'miz artık daha yatay mimariye önem vererek adımlar attığını hepimize gösterdi" dedi.

Ayvacık Belediye Başkanı  yapımı devam eden TOKİ konutları hakkında bilgi vererek, "Yüzde 90 oranında tamamlanan 2+1 şeklindeki dairelerimizin kura çekimini yapacağız. Toplam 157 daire için 110 başvuru oldu. Geri kalan daireler için ileriki süreçte tekrar satış yapılacak. Bugün burada hak sahipleri evlerinin hangi apartmanlarda kaçıncı dairede ve nerde oturacağını belirleyecek" dedi.  Ardından noter görevlileri tarafından yapılan kura çekiminde ev sahibi olmaya hak kazananlar büyük sevinç yaşadı.            sondakika





Tarımda yeni dönem: Hollanda tarzı yüksek teknoloji


Zaten küçük olan topraklarının büyük bölümü deniz seviyesinin altında, güneşli gün sayısı çok az ve soğuk bir ülke... Bu kadar elverişsiz şartlara rağmen Hollanda nasıl oldu da dünyanın en büyük ikinci sebze ihracatçısı haline geldi. Üstelik neredeyse kimyasal tarım ilacı kullanmadan 10 kat fazla verime nasıl ulaştılar?

Dünya nüfusu arttıkça, yiyeceğe ihtiyaç da artıyor. Hollanda’nın toprağa, güneş ışığına, suya ve tarım ilaçlarına dayanmayan yüksek teknolojili tarım yöntemi bu soruna çözüm olabilir mi?

Küçük, kalabalık ve topraklarının bir kısmı deniz seviyesinin altında bulunan bir ülke olan Hollanda, 2050 yılına kadar nüfusu 9,6 milyar kişiye yükseleceği öngörülen bir dünyayı besleme konusunda bir çözüm olarak görülmeyebilir ancak oradaki çiftçiler ve ziraatçılar aynı fikirde değil.

Geleneksel laleleri ve tahta ayakkabılarıyla dünya çapında üne sahip olan ülke, yılda 6 milyar euro ihracatla dünyanın en büyük ikinci sebze ihracatçısı. Soğan, patates ile biber ve domates gibi bazı güney iklim sebzeleri en çok satan ürünler arasında. Hollanda'da bu ürünler, toprakta veya açık havada üretim yapıldığından çok daha az su ve tarım ilacı kullanılarak yetiştiriliyor. Hollandalı üreticiler, "dünyanın en gelişmişi" olarak nitelendirdikleri, hassas tarım olarak da anılan sera teknolojisini kullanıyorlar.

Modernize edilmiş eski bir teknoloji
Hollanda’da modern sera teknolojisinin kullanımına, Avrupa’nın son kıtlık deneyimine tepki olarak İkinci Dünya Savaşı sonrasında başlandı. Alman işgalinin son aylarında, Hollanda’nın karşılaştığı kıtlık 20 bine yakın insanın hayatını kaybetmesine sebep olmuştu.

Günümüzde, ülkenin sera teknolojisinin en gelişmiş bölümü, ekili alanın yüzde 80'inin bir cam altında olduğu Westland'ın güney bölgesinde bulunuyor. Bu seraları kullanarak üretim yapan yerlerden biri olan Duijvestijn Tomatoes’te yüksek teknolojili seralar sayesinde birçok değişik karakterde ürün elde ediliyor. Bu yüksek kontrol altında bulunan alanlara girerken ziyaretçilerin hijyen tulumu giymesi gerekiyor.

Duijvestijn Tomatoes Genel Müdürü Ad van Adrichem "En sonunda bitki 13 ila 14 metre uzunluğuna ulaşır ve yaklaşık 33 salkım domates üretebilecek duruma gelir" diyor.

Bu yüksekliklere ulaşmak, toprağın az olduğu kadar çok da değerli olduğu bir ülkede önemli: Küçük bir yüzölçümü olan Hollanda, dünyadaki en yüksek nüfus yoğunluğuna sahip ülkelerden biri.

Hollanda, toprak miktarının az olması nedeniyle, denizi kullanılarak toprak alan oluşturuyor. Denizden büyük bir maliyet ve zahmetle geri kazanılan alanlardan biri olan Westland'ın seralarında, metrekare başına yaklaşık 70 kilogram domates yetişebiliyor. İspanya veya Fas'ta bulunan açık alanlardan elde edilen ortalama verimin en az 10 katı verim elde edilebilen bölgede, bu verim 8 kat daha az su ile ve neredeyse hiç kimyasal ilaç kullanılmadan sağlanıyor.

Alternatif yaklaşım
Başarının sırrı Hollanda domateslerinin, küçük bir mineral yün torbasında yetişmesi. Bu torbanın özelliği ise izolasyon ve ses yalıtımı için de kullanılabilen lifli bir malzemeden oluşması. Adrichem, "Bu size daha fazla kontrol sağlar. Böylece ihtiyacımız olan besin miktarını ve ihtiyaç duyduğumuz su miktarını çok hassas bir şekilde yönlendirebiliriz" şeklinde konuşuyor.

Ama bu üretimin özellikleri sadece bundan ibaret değil. Ayrıca seraların kendileri de üretim aşamasında önemli. Duijvestijn Tomatoes, daha fazla ısı tasarrufu sağlayan ve özel kaplamalar sayesinde içeri giren ışığı dağıtarak, bitkilerin alt yapraklarına da ulaşmasını sağlayan devrim niteliğinde bir çift camlı çatı projesine yatırım yaptı.

Sabit tutulan ılık sıcaklık, iki jeotermal kuyu sayesinde sağlanıyor. Bitkilerin geliştiği karbondioksit (CO2) gazı seviyesi, sera içinde bulunan havada iki katına çıkarılıyor ve bu son teknoloji yapıların içindeki LED ışıklar, mahsullerin geceye kadar büyümesini sağlıyor.

Kullanılan suyun tamamı saf Hollanda yağmuru. Kuru aylarda kullanılmak için yağmur, bir yeraltı kum tabakasında depolanıyor. Bu kum tabakasında bazı zamanlar zararlı böcekler veya toz gibi olumsuzluklar ortaya çıksa da yetkililer bu durumlara karşı tedbir almış durumda.

Yine de bazı ekolojistler bu yeni teknolojiye kuşkuyla bakıyorlar. Greenpeace Hollanda'nın kampanya lideri Herman van Bekkem de onlardan biri. Van Bekkem, "Gerçekten kimyasal ilaç kullanımını azaltmak için elinden gelenin en iyisini yapan çiftçiler var. Ancak Hollanda'daki su kirliliği istatistikleri gibi gerçeklere bakarsanız, kimyasal ilaçlar tarafından kirletilen bölgeler arasında, sera bölgesinden daha kirli başka bir bölge bulunmuyor" diyor.

Bekkem ayrıca, Westland'deki su yöneticilerinin, yüzey sularında yüksek miktarda bulunan kimyasal ilaçlardan yıllardır şikayetçi olduklarını söylüyor. Van Adrichem ise bu durum hakkında, "Bu bizden kaynaklanmıyor. Biz kapalı bir su devresiyle çalışıyoruz. Bitkilere ihtiyaç duydukları tam su miktarını veriyoruz ve domatesler toprağa ekilmediğinden suda bir akış olmuyor" diyor. 

Hollanda gıda endüstrisinin araştırma merkezi olan Wageningen Üniversitesi'nde bahçecilik profesörü olan Leo Marcelis, dikey çiftliklerin ileriye dönük bir çalışma olduğunu söylüyor. Marcelis, "Gelecekte, yalnızca yapay ışık kullanacak olan ve yüksek binaların sahip olduğu yüksekliklere çıkabilecek dikey çiftlikler olacak" dedi. Leo Marcelis ayrıca, istediğiniz kadar üst üste yerleştirilmiş ünitelerin olduğu, yalnızca yapay ışığın kullanıldığı ve iklimden tamamen bağımsız ve tamamen güvenilir olan çiftliklerin oluşturulacağını da ekliyor.

Wageningen Üniversitesi'ndeki öğrencilerin yarısı yurt dışından geliyor ve bu öğrencilerin pek çoğu çalışmalarını bitirdiklerinde, bu yeni bilimi Asya ve Afrika'da bulunan kendi ülkelerine götürecek. Wageningen Üniversitesi Bitki Bilimleri Grubu Genel Müdürü Ernst van den Ende'ye göre, üniversite tarafından yapılan araştırmalar, dedelerinin neslinin Hollanda’da yaptığı gibi, insanların kıtlık yaşama ihtimalini bitirmek üzere.

"Büyükanne bir Brüksel lahanası çuvalı için 80 kilometre yol gitmek zorundaydı" diyen Van den Ende, Hollanda'nın geliştirmekte olduğu teknolojinin gelecek yıllarda dünyayı besleyebileceğine inanıyor.          ulusaltarim






Ağaçta yetişen domates: Tamarillo
 

Son yıllarda çiftçiler, geleneksel tarım ürünlerinin yanı sıra Türkiye şartlarına uygun ancak pek bilinmeyen ürünlere yönelmeye başladı. Bunlardan biri de ağaç domatesi olarak da bilinen Tamarillo... Rize'de bir üretici Almanya'da saksıda gördüğü Tamarillo'ya köyüne getirip üretime başladı. Avrupa'da tanesi 2 Euro'dan alıcı bulan Tamarillo'yu kilosu 10 liradan satışa satıyor.

Rize'nin Pazar ilçesi Derebaşı köyünde yaşayan Erdal Saydı (71) Almanya’dan getirdiği Tamarillo bitkisini bahçesine ekti, büyüyen ağaçlardan meyve toplamaya başladı. Saydı, Avrupa’da tanesi 2 euroya alıcı bulan meyveyi kilosu 10 liradan satışa çıkardı.

Almanya’da, 45 yıldır halı yıkama fabrikası işleten Erdal Saydı, geçen yıl memleketi Rize’nin Pazar ilçesi Derebaşı köyüne döndü. Almanya’da bir arkadaşının saksıda ektiği Tamarillo bitkisinin tohumunu yanında getirerek köyüne diken Saydı, büyüyen ve ağaç halini alan bitkilerden meyve toplamaya başladı. ’Ağaç domatesi’ adını verdiği meyvenin ünü kısa sürede ilçeye yayıldı. Ağaç sayısını çoğaltarak üretimi artırmayı planlayan Saydı, meyve siparişi de almaya başladı.

’MEYVE BEĞENİLİYOR’
Avrupa’da tanesinin 2 Euro’ya satıldığını anlatan Erdal Saydı, az miktarda yetiştirdiği meyveyi kilosu 10 liradan sattığını belirtti. Ağaç sayısını çoğaltarak üretimi artırmayı hedeflediğini ifade eden Saydı, "Almanya’da saksıda gördüm, getirip bahçeme diktim. Kısa sürede büyüdü ve sürekli meyve vermeye başladı. Arkadaşlarıma fide dağıtıyorum, meraklı olanlar yetiştiriyor. Meyvesini yiyenler beğeniyor.Bahçeyi büyütüp daha fazla üretim yapacağım" dedi.

Meyveye ’ağaç domatesi’ adını verdiğini belirten Saydı, "Biz buna ağaç domatesi diyoruz. Tamarillo desek kimse anlamazdı. Biz de bu ismi verdik" diye konuştu.

Meyveyi bahçesine eken Mustafa Memoğlu da, "Arkadaşım bunu Almanya’dan getirdi. Bahçede meyveleri görünce ben de kendi bahçeme ektim. Bu bitki gözlere çok faydalıymış. Rize bu meyveyi çok sevdi. Burada iyi yetişiyor. Sürekli meyve veriyor. Gelecek yıl daha fazla ekip satışına başlayacağım" ifadelerini kullandı.            ulusaltarim






Hollandalı Transmark Çanakkale’ye 19 MW’lık JES kuracak
Hollandalı Transmark Çanakkale’ye 19 MW’lık JES kuracak 
 Hollandalı jeotermal enerji şirketi Transmark Renewables, Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde 19 MW kapasiteli Transmark Jeotermal Enerji Santrali (JES) kurup işletecek.

Amsterdam merkezli uluslararası yenilenebilir enerji şirketi Transmark Renewables şirketini Türkiye kolu olan Transmark Turkey Gülpınar Yenilenebilir Enerji Üretim San. Ve Tic. A.Ş. tarafından Çanakkale ili, Ayvacık ilçesi, Tuzla-Gülpınar-Kocaköy Mevkiinde yer alan 17/44 işletme ruhsatlı sahada 19 MWe kurulu gücünde jeotermal enerji santrali kurulması planlanıyor.

Jeotermal Enerji Santrali (JES) 4,9 MWe ve 14,1 Mwe kurulu gücünde olan iki üniteden oluşacak santralin maliyetinin 92 milyon lira olması öngörülüyor. Elektrik Santrali binary tip Organik Rankine türbin ve jeneratör sistemi, ısı değiştiricileri, soğutucular (cooler), besleme pompaları sisteminden oluşacak. Tesisin inşaat dönemi tamamlandıktan sonra 30 yıl proje ömrü olacak. 

Türkiye’de Çanakkale dışında Manisa’da da jeotermal ruhsatına sahip olan şirketin Şili ve Hollanda’da jeotermal enerji yatırımları bulunuyor.             enerjigunlugu






Ledle aydınlattıkları serada domates yetiştiriyorlar
 

Antalya'da Ar-Ge çalışması yapılan bir firmanın bina içinde kurduğu ledle aydınlatılan serada, ilaçsız, doğal ve yüksek verimli domates üretildi.

Antalya'da Ar-Ge çalışması yapılan bir firmanın bina içinde kurduğu ledle aydınlatılan serada, ilaçsız, doğal üretilen domatesten normal seralara göre 20 gün erken verim alındı. Antalya Organize Sanayi Bölgesinde (OSB) 20 bin metrekarelik alanda faaliyet gösteren bir firma, led ışıklarıyla domates yetiştirebilmek için Ar-Ge çalışması gerçekleştirdi.

Bilgisayar ortamında, projede kullanılacak ledlere kadar tüm ayrıntılara ilişkin çalışma yapılarak, firmanın binasının içerisinde 250 metrekarelik alanda sera kuruldu. Güneş ışığının olmadığı, sadece ledle aydınlatılan seraya 301 kök domates ekildi. Sıcaklığı, ışığı kontrol edilebilen serada, bombus arılarıyla dölleme sağlandı. Normal seralarda 90 günde alınan ürün, ledle aydınlatılan serada 70 günde elde edildi.

Normalde metrekareden 25-30 kilogram ürün elde edilirken, ledli serada metrekareden 60 kilogram ürün alınması hedefleniyor. Söz konusu çalışmanın sonuçlarının derlenerek, projeyi özellikle güneş ışınlarının az olduğu kuzey yarım küredeki ülkelerin uygulaması amaçlanıyor. Geliştirilen çalışma sayesinde güneş ışığı olmadan, doğal olmayan ortamda doğal domates üretimi gerçekleştirilebilecek.

Fiberli Led ve Fiberoptik Aydınlatma Teknolojileri Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Şentürk, gelecekte güneş ışığı olmadan bitki yetiştirmenin zorunlu hale geleceğini söyledi. Led ışıklarıyla domates yetiştirmek için Ar-Ge çalışması yaptıklarını belirten Şentürk, "Güneş ışığını her yerde alamıyoruz. Özellikle kuzey ülkelerinde hiç alınmıyor. Dolayısıyla orada tarımsal üretimde ciddi anlamda ışığa ihtiyaç var. Bunu görerek yola çıktık, kuzey ülkelerinde de sebze yetiştirilmesi için led ışığıyla domates yetiştirme fikri gelişti. Bunun üzerine serayı kurduk." diye konuştu.

Seradaki çalışmaların uzun yıllar süreceğini ve sonuçlarını müşterilerle sık sık paylaşacaklarını anlatan Şentürk, ilk ürünü hasat etmenin mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti. "Normal seralarda 90 günde olgunlaşan ürünü biz 70 günde aldık. Süreyi 20 gün kısaltmış olduk. Metrekareden de 60 kilogram domates üretmeyi hedefliyoruz. Şu an bunu başardık. Böyle bir faydamız oldu. Zaten amacımız da verimi ikiye katlamaktı." diyen Şentürk, ısıyı, ışığı ve suyu kontrol ederek, kendi iklimlerini oluşturduklarını anlattı.

Doğaya bağımlı olmadıklarını vurgulayan Şentürk, projeyi güneşin az olduğu ülkelere ihraç ederek, oralarda da sebze üretimini sağlayacaklarını söyledi. Fidecilerin de bu sistemi kullanabileceğini belirten Şentürk, "Normal seradaki domatesten hiçbir farkı yok, lezzeti, aroması aynı. Biz daha hızlı yetiştirip, daha verimli hale getiriyoruz. Özellikle kış aylarında domatesin yetiştirilemediği dönemlerde üretim yaparak, fiyatın düşmesini sağlayabiliriz. Işığı kontrol ederek daha hızlı yetişmesini sağlıyoruz." dedi.

"Daha fazla ihracat için önemli"
OSB Başkanı Ali Bahar da 40 Ar-Ge elemanı çalıştıran Fiberli firmasının önemli yatırımlar gerçekleştirdiğini vurgulayarak, rekabetin çok hızlı geliştiği dünyada katma değerli ürünlerin önem arz ettiğini belirtti. Teknoloji geliştirme merkezi kurmak için çalışmalarının devam ettiğine değinen Bahar, "Antalya tarımın da başkenti. Firma, Ar-Ge yatırımlarıyla katma değere dönüştürüyor. Cari açığın kapatılması, daha fazla ihracat için bu tür çalışmalar çok önemli." diye konuştu.           ulusaltarim





1915 Çanakkale Köprüsü Kule Kesonu Denizle Buluştu 
1915 Çanakkale Köprüsü Kule Kesonu Denizle Buluştu, System.String[]
 Deniz içerisine batırılacak kule kesonlarının kuru havuzdaki inşaatı tamamlandı.
Asya yakasındaki kulenin ayağını oluşturacak 74 metre genişliğinde, 83 metre uzunluğunda, 20 metre yüksekliğinde ve 50 bin ton ağırlığındaki kule kesonu, römorkörler tarafından çekilerek, denizle buluşturuldu. O anlar drone ile görüntülendi. Keson temelinin, kuru havuzdan ıslak havuza alınması çalışması yaklaşık 18 saatte tamamlanacak.
 
1915 Çanakkale Köprüsü inşaatında önemli bir aşamaya geçildi. Avrupa ve Asya yakalarında köprünün kule ayaklarının oturacağı deniz tabanına, çapları 2,5 metre olan toplam 368 demir kazık çakıldı. Gelibolu ilçesi Sütlüce köyü sınırları içerisindeki şantiyede bulunan kuru havuzda yapılan kule keson temellerinin inşaatı da tamamlandı. Asya yakasındaki kule ayağana ait keson temeli, bugün saat 06.00 sıralarında başlatılan çalışmayla, içi su doldurulan kuru havuzdan römorkörler tarafından çekilerek, denizle buluşturuldu. Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü'ne ait Kurtarma-9 ve Kurtarma-10 römorkörlerinin çektiği keson temeline Fairplay-31 ve Bugsier-30 adlı römorkörleri de yönlendirmede destek oluyor. 74 metre genişliği, 83 metre uzunluğu, 20 metre yüksekliği ve 50 bin ton ağırlığıyla neredeyse bir futbol sahası büyüklüğündeki keson temelinin, aynı şantiye içinde bulunan yaklaşık 400 metre mesafedeki ıslak havuza alınması çalışması, yaklaşık 18 saatte tamamlanacak.

AVRUPA YAKASINA AIT KESON TEMELİ CUMA GÜNÜ TAŞINACAK

1915 Çanakkale Köprüsü'nün Avrupa yakasındaki ayağının temelini oluşturacak diğer kesonun yüzdürülmesi işlemi ise Cuma günü yapılacak. 1915 Çanakkale Köprüsü kule keson temelinin kuru havuzdan ıslak havuza geçiş törenine, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ile  Bakan Cahit Turhan'ın katılımıyla gerçekleşmesi bekleniyor. İki keson, ıslak havuzdaki çalışması tamamlandıktan sonra deniz içerisine çakılan kazıkların üzerine konulmasıyla, köprünün temeli tamamlanmış olacak. Bu tarihten itibaren de asma köprüsünün kuleleri yükselmeye başlayacak.          sondakika





Şehitler Abidesi'ne Cami Yapılıyor
Şehitler Abidesi'ne Cami Yapılıyor, System.String[] 
ÇANAKKALE Savaşları'nın geçtiği tarihi alandaki Şehitler Abidesi'nde yapımına başlanan 160 metrekarelik cami inşaatı tüm hızıyla sürüyor.
Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı tarafından Tarihi Gelibolu Yarımadası'ndaki Şehitler Abidesi'nin bulunduğu alana 140 kişi kapasiteli cami yapılıyor. Şehitler Abidesi önünde yıllardır hizmet veren mescidin doğa koşullarının yanı sıra zamanla zarar görmesi nedeniyle yıkılıp, yerine 160 metrekarelik ahşap cami yapımına başlandı. 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi törenlerinden önce bitirilerek ibadete açılması planlanan camide, tarihi alanı ziyaret edecek olan vatandaşlar ibadetlerini daha rahat ve nezih ortamda gerçekleştirebilecek.          sondakika




Türkiye, geçen yıl 1.5 milyon araç üretti
Türkiye, geçen yıl 1.5 milyon araç üretti
Otomotiv sanayii oldukça hareketli bir 2018 yılını geride bıraktı. Yılın hemen ortasında döviz kurlarında yaşanan gelişmelerle sıkıntılı bir süreçten geçen otomotiv sanayii, yılın son çeyreğinde atılan pozitif adımlar ve kapsayıcı teşviklerle rahatladı.

Türkiye otomotiv sanayiine yön veren 14 büyük üyesiyle sektörün çatı kuruluşu olan Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) 2018 yılına ait toplam üretim, ihracat ve pazar verilerini açıkladı. 2018 yılında toplam üretim, bir önceki yıla göre yüzde 9 azalarak 1 milyon 550 bin 150 adet olarak gerçekleşti. Otomobil üretimi ise yüzde 10 azalarak 1 milyon 26 bin 461 adet oldu. Türkiye otomotiv pazarı 2018 yılını, bir önceki yıla göre yüzde 35 daralarak 641 bin 541 adet seviyesinde kapatırken, otomobil pazarı ise yüzde 33 daralarak 486 bin 321 adet ile yılı tamamladı.

Ticari araç grubundaki başarılı üretim performansını sürdüren otomotiv sanayiinin 2018 yılındaki ticari araç üretimi yüzde 5 seviyesinde azaldı. Bu dönemde, hafif ticari araç üretimi yüzde 6 oranında azalırken, ağır ticari araç üretimi yüzde 6 arttı. Ticari araç pazarı ise 2017 yılı ile karşılaştırıldığında yüzde 41 oranında daraldı. Aynı dönemde, hafif ticari araç pazarı yüzde 42, ağır ticari araç pazarı ise yüzde 33 oranında daralmayla yılı tamamladı. Ağır ticari araç grubunda göreceli olarak kısıtlı seviyede kalan bu azalış baz etkisi kaynaklı olup pazar daralması son 3 yılda yüzde 60 seviyesinde gerçekleşti.

OSD verilerine göre, toplam otomotiv ihracatı 2018 yılında bir önceki yıla göre adet bazında yüzde 1 azaldı ve 1 milyon 318 bin 869 adet olarak gerçekleşti. Otomobil ihracatı ise yüzde 5 oranında azalarak, 875 bin 147 adet oldu. Bu dönemde ihracat, paritedeki değişim sebebiyle dolar bazında yüzde 11 artarken, Euro bazında ise yüzde 6 arttı. Buna göre,  toplam otomotiv ihracatı 32,2 milyar dolar olarak gerçekleşirken, otomobil ihracatı 12,4 milyar dolar ile 2018 yılını kapattı. Euro bazında otomobil ihracatı ise aynı seviyede kalarak 10,5 milyar Euro seviyesinde gerçekleşti.          lojiport





AYVACIK BELEDİYESPOR ŞAMPİYON
Görüntünün olası içeriği: 10 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar
Basketbol İsmet Badem Sezonu U14 yıldız kızlarda en büyük belli oldu.
2018-2019 Basketbol İsmet Badem sezonu U14 yıldız kızlarda Ayvacık Belediyespor rakiplerini geride bırakarak il şampiyonu oldu. Ayvacık Belediyespor oynadığı 16 karşılaşmanın tamamını kazanarak il birincisi olurken, Türk Telekomspor Kulübü ikinci, Geliboluspor kulübü ise üçüncü oldular.






Hayvanlara elektronik küpe geliyor

Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli, hayvancılıkta elektronik küpe sistemine geçmek için çalışma başlatıldığını açıkladı. TİGEM'in geliştirdiği dijital küpeler 17 milyon hayvana takılacak.

Bakan Bekir Pakdemirli, Tarım Bayramı kapsamında Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nde düzenlenen "Tarım Eğitiminin 173. Yılı" toplantısında konuştu. Babasının hocalık yaptığı üniversitede kürsüye çıkmanın gururunu yaşadığını dile getiren Pakdemirli, öğretim üyeleri ve basın mensuplarına, büyükbaş hayvanlar için geliştirilen yerli üretim elektronik küpeyi gösterdi.

Bakan Pakdemirli, bu küpe için pilot proje başlattıklarını belirterek, "TİGEM çiftliklerinde yapılıyor. Şu an 20 binlik üretim söz konusu." ifadesini kullandı. Elektronik küpenin yaklaşık 17 milyon hayvana takılacağını söyleyen Pakdemirli, şöyle devam etti: "Yakın gelecekte bu küpelerin yaygınlaştırılmasıyla hayvanların, kızgınlık dönemleri, günlük yaşamı, takip, sayım ve kesim gibi konulardaki verilerine anında ulaşmış olacağız. Bu prototip biraz büyük, küçülecek. İçinde bir tane cep telefonu var. Hayvanın sıcaklığını ölçecek, diyecek ki 'Merhaba benim adım Sarıkız. Vücut ısım 35 derece', hatta 'kızıştım' diyecek. Veteriner gelecek suni dölleme yapılacak.

Bir hayvan kurban için geldiyse nereden geldiğini bir aplikasyonla öğrenebileceksiniz. Karantina bölgesi mi var, dışına çıktı mı, çıkmadı mı görebileceksiniz. Dünyada pili 3-4 sene dayanan bir küpe yok. Bir Türk firma ile çalışıyoruz. Yerli ve milli olması da çok hoş. İnşallah başarıyla uygulamaya geçeceğiz."          ulusaltarim





Balon balığı, Ege ve Akdeniz’i istila etmeye başladı
Balon balığı, Ege ve Akdeniz’i istila etmeye başladı
Denizlerin tek dişli canavarı balon balığı, Ege ve Akdeniz’i istila etmeye başladı. Teneke kutu yiyen balon balığı, balıkçıları şok etti. Uzmanlar, balıkla karşılaşınca elle temas edilmeden balığın toprağa gömülerek imha edilmesi gerektiğini açıkladı.

Ege ve Akdeniz’i istila eden balon balıkları gün geçtikçe çoğalıyor. Tetrodotoxin isimli zehri salgılayan balon balığının siyanürden 1000 kat, arsenikten ise 1200 kat etkili olduğu biliniyor. Keskin dişleriyle ağları ve misinaları parçalayan balon balıkları balıkçıların da korkulu rüyası olmaya başladı. Uzmanlar ise balıkla karşılaşınca elle temas edilmeden balığın toprağa gömülerek imha edilmesi gerektiğini açıkladı.

Bodrum’un Gümüşlük Mahallesi'nde balık avına çıkan amatör balıkçıların oltasına balon balıkları takıldı. Ağlarını çekince balon balıklarıyla karşılaşan balıkçılar büyük şaşkınlık yaşadı. Sürüler halinde gezen ve gittikleri denizlerde canlı bırakmayan balık türü, balıkçıların ağlarına da zarar veriyor. Akdeniz’de ve Ege Denizi'nde gün geçtikçe sayıları artan balon balıkları gıda ve deniz güvenliğini tehdit ediyor. Zehirli balıklar kategorisinde bulunan bu türün aldığı besinler aracılığı ile ürettiği tetrodotoxin isimli zehrin, siyanürden 1000 kat arsenikten ise 1200 kat daha etkili olduğu ve panzehirinin bulunamadığı biliniyor.

BODRUM MAVİSİNİN TEK DİŞLİ CANAVARI

Son olarak Muğla’nın Bodrum ilçesinde balıkçıların ağlarına sürüler halinde takılan zehirli balon balıkları, balıkçıları da tedirgin ediyor. Uzmanlar, insan ve hayvan sağlığı için en tehlikeli türlerin başında gelen ve yasalar gereğince de yakalanması, tutulması, karaya çıkartılması ve satılması kesinlikle yasak olan balon balığının elle tutulduğunda bile zehrini bırakabildiğini söyledi. Balığın yenildiği takdirde zehirleyip, ölüme neden olabileceği için avlanması yasak. Balıkçılar tarafından da tutulmayan balık, Akdeniz ve Ege'de hızlı bir şekilde çoğalıyor.

TENEKE KUTU, MİSİNA, KANCA VE BALIKÇI AĞI YİYOR

Birçok balıkçının tuttuğu ve balon balığı olduğunu anladığı an geri bıraktığı tek dişli balık balıkçıların ağlarını, balık tutanların misinasını ve balık tutma kancasını bile yediği görülüyor. Balon balığı tutan balıkçılar tenekeden olan içecek kutularını balığa yediriyor. Kopması zor olan teneke kutularını tek ısırıkta koparan ve yiyen balon balığının ne kadar tehlikeli olduğu gözler önüne seriliyor.

Balon balıklarının tehlikeli bir tür olduğunu söyleyen Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Celal Ateş, “Balon balıklarının bir toksin maddesine tetrodotoxin dediğimiz bir maddeye sahip. Bu canlının kaslarının dışında iç organları, üreme organları ve başıyla beraber tüm vücudu içerisinde bulunmaktadır. Bu balığın ülkemizde tüketilmesi durumunda zehirlenme oranı arttığı için bu balık türünün tüketilmesi tavsiye edilmiyor. Bu balıklar Süveyş kanalıyla gemilerle geliyor. Akdeniz’den başlayıp Karadeniz’e kadar uzana bölgede daha önceki yıllarda da yaşanan birçok farklı türlere maruz kalıyoruz. Bu türler ülkemizde sıkıntılar oluşturmakta. Vatandaşlarımız haliyle bu türden uzak duruyor. Zehirli olmasından dolayı, tutulmaması, yenilmemesi ve bu balıkla temas edilmemesi gerekiyor” dedi.

TOPRAĞA GÖMÜLMELİ

Bodrum Acıbadem Hastanesi acil servis doktoru Mehmet Ali Yılmaz ise, “Balon balığı isminden de anlaşıldığı gibi korktuğunda şişen bir balık türü. İnsanların bu balığı kesinlikle yememesi, çok dikkat edilmesi gerekiyor. İnsanlar bu balığı gördüğü zaman kesinlikle yememeleri ve bu balığı çöpe atmamaları, toprağa gömmeleri lazım. Kedi ve köpeklerin yiyeceklerini yere bırakmamaları gerekiyor. Eğer bu balığı yerlerse kontrol amaçlı en yakın hastaneye gitmeleri uygun olacaktır” şeklinde konuştu.

BALIK TÜRLERİ BÖLGEYİ TERK ETMEYE BAŞLADI

Bodrum’un Gümüşlük açıklarında balık tutmak için denize açılan amatör balıkçı Mustafa Yurdan, balon balıklarının sürüler halinde gezdiğini ifade ederek “Balon balıkları gittikçe çoğalıyor bu bölgede. Sürüler halinde geziyorlar. Balıkçı ağlarını parçalıyorlar, misinalara, olta ucundaki çengellere zarar veriyorlar. Birçok balık türü bu balık yüzünden bu bölgeleri terk ediyor. Hem insanlar hem de deniz canlıları için çok tehlikeli bir tür. Biz normal balık tutmaya çıkmıştık 6 adet balon balığı tutum. Bu tür için önlem alınması gerekiyor. Japonya’da ve Çin’de bu balık satışı yapılıyor. Üremelerinin azalması için bizim bu balıkları ihraç etmemiz gerekiyor. Yoksa tutmadığımız için bu balıklar gün geçtikçe çoğalıyor” dedi.

Öte yandan, Japonya'nın popüler yemeği olan zehirli balon balığı, sadece özel lisanslı şefler tarafından servis edilebiliyor. Japonya’da yenilen balon balığının tadına bakmak ise 10 bin yen, 500 Türk lirasından başlıyor.

Son zamanlarda Akdeniz ve Ege’de sıkça görülen balon balığı, geçtiğimiz Kasım ayında bir amatör balıkçının yoğun bakıma kaldırılmasına neden olmuştu. Antalya'da avladığı balığı yiyen 58 yaşındaki Ali Yüzen, zehirlenerek yoğun bakıma alınmıştı.          denizhaber





Erdoğan açıkladı: Türkiye kenevir üretimine başlıyor

 

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, "Biz keneviri ithal ediyoruz. Kenevire dayalı yapılması gereken şeyler varsa ithal ürünlerle yapılıyor. Gıda Tarım Bakanlığı bu konuda çalışmalara başlıyor" dedi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde Yerel Yönetimler Sempozyumu"nda konuştu. Erdoğan, kenevir üretimiyle ilgili olarak şunları söyledi:
 
"Son zamanlar bu plastik poşetler vb. birçok ürünlerle ilgili olarak bir savaş başlattık. Bunun 500 yıl-750-1000 yıl bunu toprak eritemiyor. Savaşımızı kararlı bir şekilde başlattık. Anacağım evde file dokurdu. File ile alışveriş yapar gelirdik. Bunun toprakla bir dostluğu var. O zamanlar bunlar kenevirden yapılırdı. Ülkemizde keneviri yok ettik. Kenevirden atlet, fanila dokunurdu. Çünkü teri emmesi çok farklı. Bize dost görünen düşmanlar ülkemden kenevir üretimini aldı. Biz keneviri ithal ediyoruz. Kenevire dayalı yapılması gereken şeyler varsa ithal ürünlerle yapılıyor. Gıda Tarım Bakanlığı bu konuda çalışmalara başlıyor. Birilerinin bu işi başlatması lazımdı. Şu anda biz de bunun çalışmasını yapıyoruz."            ulusaltarim

KENEVİR'İN ÖZELLİKLERİ VE FAYDALARI
1. Bir dönümlük kenevir, 25 dönümlük orman kadar oksijen üretir.
2. Yine bir dönümlük kenevirden, 4 dönüm ağaca eş kağıt üretilebilir.
3. Kenevir tam 8 kez kağıda dönüştürülebilirken, ağaç 3 kez kağıda dönüştürebilir.
4. Kenevir 4 ayda yetişir, bir ağaç ise 20-50 yılda.
5. Kenevir, gerçek bir radyasyon temizleyicidir.
6. Kenevir dünyanın her yerinde yetiştirilebilir ve çok az suya ihtiyaç duyar. Ayrıca kendisini böceklerden koruyabildiği için tarım ilacına da ihtiyaç duymaz.
7. Kenevir ile yapılan tekstil ürünleri yaygınlaşırsa, tarım ilacı sektörü tamamen ortadan kalkabilir.
8. İlk kot pantolon, kenevirden yapılmıştır; hatta “KANVAS” kelimesi kenevir ürünlerine verilen isimdir. Kenevir ayrıca ip, halat, çanta, ayakkabı, şapka yapımı için de ideal bir bitkidir.
9. Kenevir, AİDS ve kanser tedavisinde kemoterapi ve radyasyon etkisini azaltma; romatizma, kalp, sara, astım, mide, uykusuzluk, psikoloji, omurga rahatsızlıkları gibi en az 250 hastalıkta kullanılmaktadır.
10. Kenevir tohumunun protein değeri çok yüksektir ve içindeki iki yağ asidi'de doğada başka hiçbir yerde bulunmamaktadır.
11. Kenevirin üretimi soyadan bile daha ucuzdur.
12. Kenevirle beslenen hayvanlar, hormon takviyesine ihtiyaç duymaz.
13. Plastik ürünlerin tamamı, kenevirden üretilebilir ve kenevir plastiğinin doğaya dönüşmesi oldukça kolaydır.
14. Bir arabanın gövdesi kenevirden yapılırsa, dayanıklılığı çelikten tam 10 kat fazla olur.
15. Binaların yalıtımı için de kullanılabilir; dayanıklı, ucuz ve esnektir.
16. Kenevirle yapılan sabunlar ve kozmetik ürünler, suyu kirletmez; yani tamamen doğa dostudur.




Türk çayı 2018'i rekorla kapattı

 

Doğu Karadeniz'de bu sezon üreticiden yaklaşık 1 milyon 475 bin ton yaş çay alan ÇAYKUR ve özel sektöre ait fabrikalarda 295 bin ton kuru çay üretilerek tarihin en yüksek rakamına ulaşıldı.

Rize Ticaret Borsası (RTB) Başkanı Mehmet Erdoğan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Artvin, Rize, Trabzon ve Giresun'da 2018 yılı içerisindeki yaş çay ve kuru çay üretiminin tarihin en yüksek oranları ile tamamlandığını söyledi.

Yaklaşık 204 bin üreticinin çay hasadına emek verdiğini belirten Erdoğan, "2017 yılına oranla 200 bin ton fazla yaş çay üretimi gerçekleşti. 730 bin ton civarında ÇAYKUR alım yaptı. Bu tarihi bir rekordur. 745 bin ton civarında da özel sektör alım yaptı. Bu da tarihi bir rekordur. Toplamda üretilen 1 milyon 475 bin ton yaş çay tarihi rekordur. Bugüne kadar yaş çay üretiminde 2013 yılında 1 milyon 320 bin ton civarında üretim gerçekleşmiş. Bundan 265 bin ton civarında kuru çay üretilmişti. " dedi.

Türkiye'nin yıllık tüketim ihtiyacının 250-255 bin ton seviyesinde olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Şimdi yaklaşık 295 bin ton civarında bir üretim gerçekleşti. Yasal yollarla ülkeye giren çay miktarı 20 bin ton civarında. Üretmemiz gereken çaydan yaklaşık 50 bin ton çay fazla ürettik. Bu 2019 yılında çay piyasasına bakışı negatif etkiliyor. Kuru çay üretiminin yüksek olması nedeni ile tedbir alınması gerekiyor. Tedbirlerin erken alınmaması halinde sorunlar yaşanacaktır." diye konuştu.

Erdoğan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ocak ayı içerisinde katılacağı 'TOBB Ticaret ve Sanayi Şurası'nda çay sektörü ile ilgili önerileri sunacaklarını vurguladı. Karadeniz Bölgesi'nde 1 milyon insanın çaydan ekmek yediğinin altını çizen Erdoğan, "ÇAYKUR'u büyütmek ile bu iş çözülmez. Bu işin yarısı özel sektör tarafından dönüyor. Bugün bir şeyler yapmanın zamanıdır. Sektörün önünü tıkayan, bir adım ileri gitmesini engelleyen takozlar var. Yasal düzenlemeler, müstahsilin tarlaya eğilmesini engelleyen şeyler olabilir. Bunlar gözden geçirilmeli." ifadelerini kullandı.

YABANCI İŞÇİ VE KREDİLER SEKTÖRÜ OLUMSUZ ETKİLİYOR
Erdoğan, tarladan bahçeye çayın işlenmesi, taşınması ve hasadı sürecinde çoğunlukla komşu ülkelerden gelen kişilerin görev yaptığını ifade etti. Üreticinin çay bahçesine girmekten kaçındığını belirten Erdoğan, "Resmi kayıtlarda bu yıl Gürcistan'dan 40 bin kişi bölgeye gelerek çalıştı. Tespit edilmiş rakamlar ile her biri 3-4 bin dolar ile gittiler. En düşük rakam ile 120 milyon dolar ediyor. Benim sektörüm 550 milyon lirayı yurt dışına gönderecek kadar lüks bir sektör değil." şeklinde konuştu.

Sektörün en büyük sıkıntılarından birinin de bankalara ödenen faizler olduğunun altını çizen Erdoğan, "ÇAYKUR ve özel sektör yıllık yaklaşık 1 milyar lira finans karşılığı faiz ödemiştir. Bunu ödeyecek lükste değildir. Toplamda 1,5 milyar lirayı har vurup harman savuruyoruz. Bunu burada tutmalıyız. Sıkıntı var ama çözüm de var. Bu işi ele almalı ve çayı tekrar geçim kaynağı haline getirmeliyiz." dedi. Erdoğan, ekonomik gerekçelerle çay sektöründe 2017 yılından itibaren zam yapılmadığını bunun yeniden değerlendirilmesi gereken bir konu olduğunun altını çizdi.          ulusaltarim





1915 Çanakkale Köprüsü’nün destek ayakları tamamlandı
untitled-6-031.jpg

18 Mart 2017’de temeli atılan 1915 Çanakkale Köprüsü’nün deniz içerisine konulacak destek ayakları tamamlandı. İki destek ayağı, son işlemleri için önümüzdeki günlerde yüzdürülerek deniz içerisindeki ıslak havuza taşınacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 18 Mart 2017 tarihinde temelini attığı 1915 Çanakkale Köprüsü inşaatında önemli bir aşama tamamlandı. Avrupa ve Asya yakalarında köprünün ayaklarının oturacağı deniz tabanına, çapları 2,5 metre olan toplam 357 demir kazık çakıldı.

Gelibolu İlçesi Sütlüce köyü sınırları içerisinde karadaki kuru havuzda ise köprü kule ayaklarının temelini oluşturacak kesonlar tamamlandı. 20 metrelik yüksekliği ve 75x 84 metrelik çapıyla neredeyse birer futbol sahası büyüklüğünde olan köprünün deniz içerisindeki iki destek ayağının inşa edildiği kuru havuz, suyla dolduruldu.

Yapımı tamamlanan köprünün denizdeki iki destek ayağı, hava koşullarının uygunluğuna göre önümüzdeki günlerde aynı şantiye içerisinde bulunan yaklaşık 400 metre mesafedeki ıslak havuza römorkörler yardımıyla nakledilerek çalışmalara burada devam edilecek. İki ayağın 18 Mart 2019 tarihinde deniz içerisindeki kuleleri için çakılan kazıkların üzerine konulmasıyla köprünün temeli tamamlanmış olacak. Bu tarihten itibaren de asma köprüsünün kuleleri yükselmeye başlayacak.

untitled-5-034.jpg

PROJENİN TOPLAM UZUNLUĞU 101 KİLOMETRE

Karayolları Genel Müdürlüğü’nce, 26 Ocak 2017 tarihinde gerçekleştirilen Kınalı-Tekirdağ-Çanakkale-Savaştepe otoyol projesi kapsamındaki, 1915 Çanakkale Köprüsü'nü de içeren Malkara-Çanakkale otoyolu kesimi yap- işlet- devret projesi ihalesini, yapım ve işletme süresi dahil toplam 16 yıl 2 ay 12 gün teklif veren Limak-Yapı Merkezi-SK-Daelim Ortak Girişim Grubu kazanmıştı. 88 kilometre otoyol ve 13 kilometre bağlantı yolu olmak üzere, toplam 101 kilometrelik bölümü kapsayan proje, Malkara’nın güneyinden, Şarköy’ün batısından geçtikten sonra güneybatıya yönelerek, Evreşe’nin doğusundan Gelibolu Yarımadası’na ulaşacak. Gelibolu’nun kuzeyinden geçerek ilerleyen otoyol, Sütlüce-Şekerkaya mevkileri arasında yer alan 1915 Çanakkale Köprüsü ile Asya yakasına geçecek.

31 Mart 2017 tarihinde yapımına başlanan Malkara-Çanakkale otoyolu, İstanbul’u Çanakkale’ye ve sonrasında Kuzey Ege’ye bağlayacak. Proje ile; Türkiye ekonomisinin en gelişmiş bölgesi olan ve nüfusun önemli bir bölümünün yaşadığı Marmara ve Ege bölgelerindeki limanlar, demiryolu ve hava ulaşım sistemlerinin karayolu ulaşım projeleri ile entegrasyonu sağlanacak. Bu bölgelerde ekonomik gelişime ve sanayinin ihtiyaç duyduğu dengeli bir planlama ve yapılanmanın oluşturulmasına imkan sunulacak.

MARMARA'YI EGE'YE BAĞLAYACAK

Gebze-Orhangazi-Bursa-Balıkesir-İzmir Otoyolu’nun tamamlanması ile birlikte, Edirne-Kınalı-İstanbul-Ankara Otoyolu, İzmir-Aydın Otoyolu ile entegre olarak Marmara Bölgesi, Ege Bölgesi’ne otoyol ağıyla bağlanacak. Diğer taraftan, yapım çalışmaları devam eden Kuzey Marmara Otoyolu ve Malkara-Çanakkale Otoyolu kesimi ile birlikte Marmara Bölgesi’nin otoyol ringi tamamlanmış olacak.

DÜNYANIN EN BÜYÜĞÜ OLACAK

1915 Çanakkale Köprüsü; 2023 metrelik orta açıklığıyla, tamamlandığında dünyanın en büyük orta açıklıklı asma köprüsü unvanına sahip olacak. 1915 Çanakkale Köprüsü, 770’er metre yan açıklıklar ile birlikte toplam 3563 metre uzunluğunda olacak. 365 ve 680 metrelik yaklaşım viyadükleri ile toplam geçiş uzunluğunun 4608 metre olması öngörülmekte olan köprü, 2x 3 trafik şeritli olacak. Köprü tabliyesinin yaklaşık 45,06 metre genişlikte ve 3,5 metre yükseklikte olması öngörülmekte olup, tabliyenin her iki tarafında bakım onarım amacıyla kullanılacak yürüme yolları teşkil edilecek.

Her iki kule temeli yaklaşık 40 metre derinlikte deniz tabanında konumlandırılacak ve çelik kule yüksekliği yaklaşık 318 metre olacak. Proje kapsamında; 1 asma köprü, 2 yaklaşım viyadüğü, 4 betonarme viyadük, 6 alt geçit köprüsü, 38 üst geçit köprüsü, 5 köprü, 43 alt geçit, 115 çeşitli ebatlarda menfez, 12 kavşak (devlet yolu üzerindeki kavşaklar dâhil), 4 otoyol hizmet tesisi, 2 bakım işletme merkezi, 6 ücret toplama istasyonu inşa edilecek.

1915 Çanakkale Köprüsü, 18 Mart 2022'de tamamlanarak hizmete açılacak.          denizhaber




Çılgın' olarak adlandırılıyor! Yüzleri güldürüyor

Çılgın olarak adlandırılıyor Yüzleri güldürüyor

Mısır'da halk arasında "çılgın" olarak adlandırılan sırık domatesi, hem üreticinin hem de işçilerin yüzünü güldürüyor. Rekoltesi yüksek olan ve Suudi Arabistan, Suriye ve Irak'a ihraç edilen sırık domatesi hasadında erkeklerin yanı sıra kadınlar da çalışıyor.

Mısır'da sürekli değişen fiyatı nedeniyle halk arasında "çılgın" olarak adlandırılan sırık domatezi, yüksek rekoltesi sayesinde hem üreticinin hem de tarladaki işçilerin yüzünü güldürüyor.

Başkent Kahire'nin güneybatısında bulunan El-Feyyum ilinde, sırık domatesi hasadı için hummalı bir çalışma yürütülüyor.

Feyyum'un Kalemşah Köyü'nde domatez yetiştiriciliği yapılan bir tarlada işçilerden sorumlu olan Bekri Feracullah, AA muhabirine neden sırık domatesi yetiştiriciliğini tercih ettiklerini anlattı.

 
Diğer türlere göre sırık domatesin daha kârlı olduğunu söyleyen Feracullah, domatesin Rosalin, Feyruz, 705, 706, Lemis, 010 ve 935 gibi türleri olduğunu ancak yıl içinde pek çok kez toplanması ve büyük kâr getirmesi nedeniyle sırık domates yetiştirmeyi tercih ettiklerini ifade etti.

Domates ekimine ağustos ayında başladıklarını belirten Feracullah, aralık ayında başlayan hasat işleminin ise haziran sonuna kadar süreceğini dile getirdi.

Diğer türlere göre sırık domatesin daha kârlı olduğunu söyleyen Feracullah, domatesin Rosalin, Feyruz, 705, 706, Lemis, 010 ve 935 gibi türleri olduğunu ancak yıl içinde pek çok kez toplanması ve büyük kâr getirmesi nedeniyle sırık domates yetiştirmeyi tercih ettiklerini ifade etti.

Domates ekimine ağustos ayında başladıklarını belirten Feracullah, aralık ayında başlayan hasat işleminin ise haziran sonuna kadar süreceğini dile getirdi.
Çiftçinin becerisine ve tarlasına gösterdiği özen ve ilgiye göre 4 bin 200 metrekarelik bir araziden yıllık 50-80 ton ürün elde ettiklerini kaydeden Feracullah, sırık domatesini daha çok Suudi Arabistan, Suriye ve Irak'a ihraç ettiklerini belirtti.          hurriyet




'Ile De France' kuzusu almak için 6 ay sıra bekliyorlar

Bursa’nın Yenişehir ilçesinde üç aylıkken 2 bin 500 liraya satılan 'İle de France' kuzuları, vatandaşlar tarafından büyük rağbet görüyor. Kuzulardan satın almanız için en az 6 ay öncesinden sıraya girip kapora yatırmanız gerekiyor.

Et ve yavru verimi yüksek olan koyun ırklarından birisi olarak gösterilen 'İle de France' koyun ve kuzuları üreticinin yüzünü güldürüyor. Bursa’nın Yenişehir ilçesinde damızlık koyun üreticiliği yapan işletmeden kuzu, koyun ve koç almanız için en az 6 ay beklemeniz gerekiyor. Küçükbaş hayvan üreticisi Berkay Yıldız, "Yenişehir’de işletmemiz var, küçükbaş damızlık hayvan üzerine çalışıyoruz. Yalnızca İle de France yetiştiriyoruz. Hayvan satışlarımızda 6 ay öncesinden kaporalarını aldığımız hayvanlarımızı üç aylık olarak teslim ediyoruz. Aşıları, her şeyi tam anlamıyla yapıldıktan sonra, hayvanlarımız yeme alışınca üreticilerimize teslim ediyoruz. Hayvanlarımızın 3 aylık ücretleri 2 bin 500 lira. Dişi ve erkek satış fiyatlarımız var” diye konuştu. 

Yıldız, "İle de France koyun ırkı Fransızların dünyaca ünlü koyun ırklarından birisidir. En büyük özellikleri etçi bir hayvan olması ve çoklu doğum özelliğine sahip olması. Biz bu saf ırkı Fransa, Romanya, Ukranya gibi ülkelerden bulamayınca sonunda Macaristan’da 2 ay bütün çiftliklerde yaptığımız araştırmalar sonunda bularak özel izinle Türkiye’ye getirdik. Bu koyunların kuzuları 3 ayda ortalama 60 kiloya ulaşırken, diğer ırklarda bu rakam 35-40 kilo arasında kalmaktadır. Aynı zamanda koçları etçi özelliklerini melezlemede diğer ırklara aktararak üreticinin daha az sürede daha fazla gelir elde etmesine sebep oluyor. İlerleyen zamanlarda anaç koyun satışımız da olacak. 1-2 yaşlarında koç satışlarımız var. Büyük koçlarla ilgili 1 yaşında olanları 4 bin 500 lira civarında satıyoruz, baba koçlar da 6 bin lira civarında. Bu koyunun en büyük özelliği ikizlik, üçüzlük oranının yüksek olması ve et randımanının çok iyi olması. Yüz günlük bir kuzumuzun canlı ağırlığı 55 kiloya ulaşmaktadır” dedi.           ulusaltarim





'Arı katili' 3 tarım ilacına yasaklama

 

Tarım ve Orman Bakanlığı, önceki gün 81 il müdürlüğüne ‘çok acil’ başlığı ile bir yazı göndererek tarımda kullanılan tehlikeli üç kimyasal maddeyi yasakladığını duyurdu. Böylece Türkiye’de artık her yıl pestisitler, yani tarım ilaçları yüzünden 150 bin kovan arı ölmeyecek.

Türkiye yaklaşık 8 milyon arı kovanına sahip. Bunların her yıl ortalama 150 bini ise pestisitler, yani tarım ilaçları nedeniyle ölüyor. Hürriyet, 28 Ekim’de konuyu gündeme getirmiş, arıcıların “Pestisitler AB’de olduğu gibi yasaklansın” isyanını duyurmuştu. Çevre örgütü Greenpeace de ‘Hepimiz Aynı Kovandayız’ sloganıyla bir proje başlatmış ve arıların sinir sistemlerine zarar vererek toplu ölümlerine neden olan üç pestisitin tarımda kullanımının yasaklanmasını istemişti. 4 ay içinde 150 binden fazla kişinin imzasıyla harekete geçen projeye, 11 sivil toplum kuruluşu da geçen hafta yayınladığı ortak bir metinle destek vermişti.

Hürriyet'ten Zeynep Bilgehan'ın haberine göre, Tarım ve Orman Bakanlığı ise önceki gün 81 il müdürlüğüne ‘çok acil’ başlığı ile bir yazı gönderdi. Yazıda belli bir takvim eşliğinde tarımda kullanılan tehlikeli üç kimyasal madde için yasak kararı aldığı duyuruldu. Kararın ‘gerek Avrupa Birliği müktesebatı (ilgili kurul ve kuruluşlar) gerekse arı üretici birlikleri ve ilgili sivil toplum kuruluşlarının bu aktif maddelerin, arılara zehirli oldukları ve bunun neticesinde koloni halinde ölümlere sebebiyet verdikleri gerekçesi ile yasaklanması gerektiğine dair yapılan bildirimler sonucunda’ alındığı belirtildi.

‘GÖZÜMÜZ UYGULAMADA’
Greenpeace Akdeniz Tarım ve Gıda Proje Sorumlusu Berkan Özyer, kararın sevindirici olduğunu belirterek şunları söyledi: “Bu karar, on binlerce insanın bu konudaki çabasının, Türkiye’nin dört bir yanında arıcılıkla uğraşan herkesin emeklerinin sonucunda alındı. Gözümüz, kulağımız kararın uygulanmasında, sahadaki gelişmelerde olacak. Kararda üç maddeden iki tanesi için AB kararından daha geniş bir istisna tanındığını görüyoruz. Bu konuda da bilimsel bulguları merkeze alarak iletişimimizi sürdürecek, biyoçeşitliliği, çevremizi, gıdamızı korumak için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz.”           ulusaltarim






1915 Çanakkale Köprüsü’nün keson temelleri tamamlandı
untitled-7-027.jpg
1915 Çanakkale Köprüsü’nde her iki yakada denizde kalacak ayakların dev keson temellerinin yapımı tamamlandı. Dünyanın en büyük orta açıklıklı asma köprüsü unvanını alacak köprü, renkleri, figürleriyle simgelerin köprüsü olacak.

Tamamlandığında dünyanın en büyük orta açıklıklı asma köprüsü unvanını alacak, renkleri, figürleri ve diğer özellikleriyle simgelerin köprüsü olacak "1915 Çanakkale Köprüsü"nde her iki yakada denizde kalacak ayakların dev keson temellerinin yapımı tamamlandı.

Avrupa yakasındaki kuru havuzlarda imal edilen 83,30x74 metre ebatlarındaki dev iki keson, denizde sabitlenecekleri noktalara yüzdürülmeyi bekliyor.

Karayolları Genel Müdürlüğü’nden edinilen bilgilere göre, ülkenin prestij projesi olarak nitelendirilen köprü çalışmalarında, Avrupa yakasındaki Gelibolu'nun Sütlüce mevkisi ile Anadolu yakasındaki Lapseki ilçesinin Şekerkaya mevkisinde kara faaliyetleri sürüyor.

Bölgeye kurulan her iki yakadaki şantiye alanında köprünün ayaklarının denk geleceği noktalardaki kara derinleştirme çalışmalarında görevli ekipler, vardiyalı olarak 24 saat mesai yapıyor.

Uluslararası bir koridorun tamamlayıcısı konumunda bulunacak 1915 Çanakkale Köprüsü, Avrupa'dan gelip, Türkiye'nin batısına gidecek sürücüler tarafından da yoğun olarak kullanılacak.

Köprünün en önemli noktaları arasında yer alan ve her iki yakada deniz dibinde kalacak temel noktaları oluşturan keson temellerin imalatı tamamlandı.

Kesonların sabitlenecekleri temel noktalara yüzdürülmeden önce imalatlarının yapıldığı Avrupa yakasında çelik halatlarla sabitlenip bulundukları alana götürülecekleri zaman beklenmeye başlandı.

Her biri 83,30x74 metre ebatlarındaki kesonlar, tamamlandığında dünyanın en büyük orta açıklıklı asma köprüsü unvanını alacak köprünün yükünü omuzlamayı bekliyor.

Keson alanının suyla doldurulmasının ardından şantiye alanındaki güvenlik önlemleri artırıldı. Kesonların üst kesimlerinde çalışan işçiler, burada hazırlanan özel köprüden geçerek faaliyet bölgelerine ulaşabiliyor

untitled-10-035.jpg

 

BUGÜNE KADAR YAPILAN ÇALIŞMALAR

Kule keson temellerin oturacağı deniz tabanında zemin iyileştirmesi için 194 adedi kuzey kulede, 165 adedi güney kulede olmak üzere toplam 359 adet 2,5 metre çapındaki çelik kazık çakımı gerçekleştirildi. Güney kulede 18 Mart 2018'de başlanan çalışmalarda bugüne kadar 165 adet kazığın tamamı, 194 adet kazığın çakılacağı kuzey kulede ise bugüne kadar 183 adet kazık çakımı bitirildi.

Islak Havuz İskele inşaatında ise Asya ve Avrupa'da ankraj imalatları devam ediyor. Asya Kule temeli için çakıl ve yataklama çalışmaları ise tamamlandı.

Proje başlangıcı olan Malkara Kavşağı ile Koru Dağı arasındaki kesimlerde toprak işleri ve sanat yapıları çalışmalarına başlandı.

Tabliye ve kule rüzgar testlerinde tekil olarak tespit edilen kesitlerin bütünlük içinde tüm köprü kesitini temsil eden model üzerinde aerodinamik davranışın doğrulanması ve üç boyutlu modelin getirdiği faydayla rüzgar ve köprü etkileşiminin önemli değişikliklere sebep olup olmayacağının belirlenmesi amacıyla, Çin'deki South West Jaotong Üniversitesi Rüzgar Mühendisliği Araştırma Merkezi'nde 11 Eylül 2018'de 1/190 ölçek model üzerinde düzgün ve türbülanslı akımda, saatte 72, 162 ve 299 kilometre/hız rüzgar hızlarında kule ve tabliyelerinin servis koşullarındaki davranışlarının testleri gerçekleştirildi.

Projede görev yapan 75 karayolları personelinin yanı sıra müşavir teşkilatında 103, yüklenici bünyesinde 568'i mühendis olmak üzere toplam 2 bin 919 personelle birlikte 165 adet iş makinesi çalışıyor. Projede ayrıca, 68'i köprü, 20'si yol yapımında olmak üzere toplam 88 alt yüklenici yer alıyor.

untitled-8-032.jpg

1915 ÇANAKKALE KÖPRÜSÜ

Tamamlandığında dünyanın en büyük orta açıklıklı asma köprüsü unvanına sahip olacak 1915 Çanakkale Köprüsü tasarımındaki inceliklerle de dünyada bir ilk olacak.

Köprünün kule bağlantıları ve bağlantı unsurları Türk bayrağının renkleri olan kırmızı ve beyaza boyanacak. Her iki yakada 333 metre yüksekliğindeki kulelerin üst kısmı ise Seyit Onbaşı'nın Çanakkale Savaşları sırasında namluya sürdüğü top mermisini temsil edecek şekilde yapılacak.

Lapseki'nin Şekerkaya mevkisi ile Avrupa tarafındaki Gelibolu'nun Sütlüce mevkisi arasına inşa edilecek köprü, Çanakkale Boğazı'nın ilk asma köprüsü olarak hizmet verecek.

2023 metre orta açıklık, 770'er metre yan açıklıklar, 365 ve 680 metrelik yaklaşım viyadükleriyle köprünün toplam uzunluğunun 4 bin 608 metre olması öngörülüyor.

"2x3" şeritli olacak köprünün tabliyesi ise yaklaşık 45,06 metre genişlikte ve 3,5 metre yükseklikte olacak. Tabliyenin her iki tarafında bakım onarım amacıyla kullanılacak yürüme yolları yapılacak. Köprü için 2 yaklaşım viyadüğü, 4 betonarme viyadük, 10 alt geçit köprüsü, 33 üst geçit köprüsü, 6 köprü, 43 alt geçit, 115 menfez, 12 kavşak, 4 otoyol hizmet tesisi, 2 bakım işletme merkezi, 6 ücret toplama istasyonu inşa edilecek.

18 Mart 2022'de tamamlanarak hizmete açılması planlanan köprü, yap-işlet-devlet modeliyle "Daelim-Limak-SK E&C-Yapı Merkezi Türk-Kore Ortak Girişimi" tarafından yapılacak.          denizhaber




Çanakkale’ye 71 MW’lık Köseler RES kurulacak
Çanakkale’ye 71 MW’lık Köseler RES kurulacak
PNE Wind şirketi Çanakkale’nin Ezine ve Ayvacık ilçelerinde 71.4 MW kapasiteli Köseler Rüzgar Enerjisi Santrali kurup işletecek.

PNE Wind Yenilenebilir Enerjiler Ltd. Şti. tarafından Çanakkale ili, Ezine ve Ayvacık ilçeleri, Arasanlı, Köseler ve Yaylacık Köyleri mevkide “Köseler RES(71,4 MWm/71,4 MWe)” projesi planlanıyor. Projenin yatırım maliyetinin 180 milyon lira olması öngörülüyor.

Proje kapsamında kule yüksekliği 135 metre, türbin rotor kanat çapı 126 m olan 4,2 MWm gücünde 17 adet rüzgar türbininin kurulması planlanıyor. Türbinlerin 6 adedi Ezine ilçesi sınırları içerisinde geriye kalan 11 adet türbin ise Ayvacık ilçesi sınırları içerisinde yer alacak.

Santralde yılda 250 GWh elektrik enerjisinin üretilerek kurulacak şalt merkezi vasıtasıyla enterkonnekte sisteme verilmesi planlanıyor. işletme süresi 49 yıl olarak öngörülüyor.           enerjigunlugu




Ayvacık’ta genç çiftçilere damızlık düve dağıtıldı

Ayvacık'ta 9 çiftçiye 45 düve hibe edildi
Ayvacık ilçesinde, 'Genç Çiftçi Hibe Destek Projesi' kapsamında, 9 çiftçiye 45 damızlık düve hibe edildi.

Tarım ve Orman Bakanlığının başlattığı Genç Çiftçi Hibe Destek Projesi kapsamında Ayvacık Belediyesi Pazaryeri önünde düzenlenen törende, kura çekimi ile hak sahibi her çiftçiye 5 adet hibe düveleri teslim edildi.

 Ayvacık ilçesinde Genç Çiftçi Hibe Destek Projesi kapsamında hak sahibi 9 çiftçiye 45 adet damızlık düve dağıtıldı.

Ayvacık Kaymakamı Cevat Çelik, törende yaptığı konuşmada, proje kapsamında hibe düveleri almaya hak kazanan çiftçilere projenin önemini anlattı.

İlçe Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Emin Ekici de projede 9 çiftçiye toplam 45 adet hibe düve dağıttıklarını ifade ederek, proje kapsamında hibe düveleri alan çiftçileri ilk gün bakımları hakkında bilgilendirdi.          bogazgazetesi




İlk mezunlar sertifikalarını aldı
 
Tevfikiye köyünde Kültür ve Turizm Bakanlığı, Eğitim ve Araştırma Genel Müdürlüğü ve OPET işbirliği ile düzenlenen ev pansiyonculuğu eğitimi

İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün haberine göre Çanakkale Merkez İlçe’ye bağlı Tevfikiye köyünde, 2018 Troya Yılı çalışmaları kapsamında, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Eğitim ve Araştırma Genel Müdürlüğü ve OPET işbirliği ile düzenlenen ev pansiyonculuğu eğitimini başarı ile bitiren kursiyerlere sertifikaları düzenlenen törenle verildi.

Tevfikiye Köyünde gerçekleştirilen sertifika törenine, İl Kültür Ve Turizm Müdürü Kemal Dokuz, Müdür Yardımcısı Cemil Agas, OPET Petrolcülük A.Ş Sosyal Sorumluluk Projeleri Çanakkale Saha Sorumlusu Fatma Hacıalioğlu, Tevfikiye Köy Muhtarı Hüseyin Dinç ve kursiyerler katıldı.

Yerelde kalkınma için nitelikli insan gücü yetiştirmenin önemine inandığını ifade eden İl Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Dokuz konuşmasında şunları söyledi. “Kültür Turizm Bakanlığımız bünyesinde;  2000-2018 yılları arasında Çanakkale-Merkez, Ayvacık, Bozcaada, Gökçeada, Ezine, Eceabat, Lâpseki ilçeleri, Pınarbaşı, Tevfikiye köylerinde 14 adet olmak üzere ev pansiyonculuğu kursları açılmıştır. Toplamda 808 kursiyerimizin sertifikalarını teslim ederek, şehrimizin ekonomisine, istihdamına katkı sağlamak için önemli bir atmış olduk.  Hedefimiz bu tür kurslarımızı en üst seviyeye çıkarmak olacaktır. Ev Pansiyonculuğu Kursu sürdürülebilir turizm gelişiminde yerel halk girişimciliğinin geliştirilmesi ve yerel kalkınmada önemli bir yer tutmaktadır. Yöre halkının geçimine büyük katkı sağlayacak kurslarımıza katılan kursiyerlerimize ve uzman öğretmenlerimize katılımlarından dolayı teşekkür ediyoruz.”

Tevfikiye Köyünde ev pansiyonculuğu kursunun ilk meyvelerini verdiğini dile getiren Köy Muhtarı Hüseyin Dinç ise, “ Köyümüz tarım ve hayvancılık ile geçimini sağlamaktadır. 2018 Troya Yılı ile birlikte Tevfikiye köyünde yerel kalkınma anlamında birçok proje gerçekleştirildi. Biz, insanımız yerinden yurdundan olmadan, kültürünü ve sosyal dokusunu korusun, yaşam standartları yükselsin istiyoruz. Bu eğitimler de bu işin bir parçası. Ev pansiyonculuğu eğitimi alan 39 kursiyerimiz sertifika almaya hak kazandı. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” Dedi.

Konuşmaların ardından eğitimleri tamamlayan 39 kursiyere sertifikaları teslim edildi.          canakkalegundem




Yeni yılda süt prim desteği 25 kuruşa çıkacak

 

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, yeni yılda süt prim desteğinin 15 kuruş daha artırılarak, 25 kuruşa yükseltildiğini söyledi.

"Tarım ve Orman Bakanlığı olarak süt üreticilerimizin üretim maliyetlerinin düşürülmesi, üretiminde sürdürülebilirliğin ve vatandaşlarımızın ucuz süte ulaşmalarını sağlamak, 'Enflasyonla Topyekün Mücadele' kapsamında fiyat artışının tüketimde talep daralması oluşturmasının önüne geçmek ve arz/talep dengesinin devam edebilmesi için çiğ süt destekleme fiyatlarında yeniden düzenlenme yapılmıştır. Bu kapsamda; 2019 yılında yani yeni yıldan itibaren Ocak, Şubat, Mart aylarında süt üreticilerimize, litre başına vermekte olduğumuz ortalama 10 kuruş 'süt prim desteği', 15 kuruş daha artırılarak, 25 kuruşa yükseltilmiştir.

Böylece; Ulusal Süt Konseyi'nin açıkladığı tavsiye fiyat kararı olan 1,70 TL'lik sütün litre fiyatı, Bakanlığımızca yapılan 25 kuruşluk desteklemeyle 1,95 TL olacaktır. Bu desteklemeyle, 2019 yılının ilk 3 ayında süt üreticilerimize toplam 571 milyon TL süt desteği yapılmış olacaktır."          ulusaltarim





Binlerce kişiye uyarı! Son gün 31 Aralık

Binlerce kişiye uyarı! Son gün 31 Aralık 

TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, çiftçi kayıt sistemi ve destek başvuruları için tanınan sürenin 31 Aralık Pazartesi günü mesai bitiminde sona ereceğini bildirerek, "Çiftçilerimizin yoğunluk yaşanabileceği ihtimalini göz önünde bulundurarak bir an önce kayıtlarını yaptırmalarında fayda var" diye konuştu.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği  Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada, yönetmeliğe göre 30 Haziran tarihinde sona eren çiftçi kayıt sistemi (ÇKS)) başvuru süresinin Türkiye Ziraat Odaları Birliğinin girişimleri ile 31 Aralık Pazartesi gününe kadar uzatıldığını hatırlattı. 2018 yılı tarım destekleri kapsamında verilen, küçük aile işletmesi, fındık alan bazlı gelir, bombus arısı ve toprak analizi desteği başvurularının da yine 31 Aralık Pazartesi günü sona ereceğini belirten Bayraktar, şöyle devam etti: "2018 yılı için belirlenen, küçük aile işletmeleri desteği dekar başına 100 lira, fındık alan bazlı gelir desteği dekar başına 170 lira, bombus arı kullanım desteği koloni başına 60 lira, toprak analiz desteği ise analiz başına 40 liradır. Çiftçilerimizin bu desteklerden yararlanabilmeleri için başvuruda bulunmaları gerekmektedir."

TARIMSAL DESTEKLER

Bayraktar, tarımsal desteklerden faydalanmak isteyen çiftçilerin sağlaması gereken şartları şöyle sıraladı:

"Küçük aile işletmesi desteği: Bitkisel üretim yapan küçük aile işletmesi desteği, ÇKSye kayıtlı ve beş dekar ve altında alanda faaliyet yapan çiftçilerimize verilecek. Yaş çay ve fındık ürünleri hariç, açıkta ve/veya örtüaltı ünitelerinde meyve, sebze, süs bitkisi ile tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği yapan kişiler destekten faydalanabilecek. Fındık alan bazlı gelir desteği: Destek, Bakanlar Kurulu kararı ile belirlenen ve ruhsat verilen alanlarda fındık üretimi yapan fındık kayıt sistemine kayıtlı çiftçilerimize verilmektedir. Toplam alanı bir dekarın altında olan ruhsatlı fındık alanlarına destek ödemesi yapılmamaktadır. Bambus arısı kullanım desteği: Destek, Örtüaltı Kayıt Sistemine (ÖKS) kayıtlı üreticilere, Bakanlıkça bombus arısı üretim izni verilmiş işletmelerden veya bu işletmelerin bayilerinden, o yıla ait üretim sezonu boyunca bombus arı kolonisi satın alarak kullanmaları halinde yapılmaktadır"

Bayraktar, ÇKS kaydı yaptırmak ve desteklerden faydalanmak isteyen çiftçilerin bağlı oldukları Tarım ve Orman il veya ilçe müdürlüklerine şahsen veya yasal temsilcisi aracılığıyla başvurmaları gerektiğini belirtti.          ulusaltarim





Ezine'de Deve Güreşleri Yapıldı

Ezine Deve Güreşi Sahası'nda yapılan güreşlerde, Ezine'nin yanı sıra çevre il ve ilçelerden gelen 200 deve güreştirildi.

Kaçan develerin renkli görüntüler oluşturduğu etkinlikte, katılımcılara deve sucukları ikram edildi. Yoğun ilgi gösterilen güreşlerde saha içinde yer bulamayan vatandaşlardan bazıları, etkinliği kamyon kasalarından takip etti.
Ezine Belediye Başkanı Haluk Babaoğlu, deve güreşlerinin yörenin önemli bir geleneği olduğunu belirterek, "Bu sadece güreş değil, çok sayıda kişinin bir araya gelip kaynaşması, hoş sohbet etmesi, güzel bir gün geçirmesidir. Güreşlerimiz çok heyecanlı oldu. Develerimiz kıran kırana galip gelebilmek için uğraştı. Kültürümüzü yaşatmaya devam edeceğiz." dedi.
Güreşlerde dereceye giren deve sahiplerine ödülleri, Kaymakam Ali İkram Tuna, Belediye Başkanı Babaoğlu, İlçe Emniyet Müdürü Alper Pasinli ve güreş ağası Mevlüt Oruçoğlu tarafından verildi.          milliyet





Köyün Tarihine Işık Tutan Müze

Köyün Tarihine Işık Tutan Müze, System.String[] 

Çanakkale'nin Çan ilçesine bağlı Çomaklı köyü sakinlerinin ellerinde bulunan eski tarım aletleri ve eşyaları Mehmet Bul'a vermesiyle oluşturulan müze köyün tarihine ışık tutuyor.

Çomaklı köyünde yaşayan Mehmet Bul tarafından müze kuruldu. Eski tarım aletleri ve eşyaların sergilendiği ''Osmanlı Torunu Köy Müzesi" dışarıdan gelen misafirlerin ilgi odağı oldu.

Köylülerin ellerinde bulunan eski tarım aletleri ve eşyaları köy sakini Mehmet Bul'a vermesiyle oluşturulan müze köyün tarihine ışık tutuyor. Çomaklı Muhtarı, "Köyümüz sakinlerinden Mustafa Bul kardeşimiz kendi imkanlarıyla eski eşyaları toplayarak köyümüz içerisinde kendi yerinde bir müze oluşturdu. Bu sayede yeni kuşak tarihini tanıyacak. Eşyalar arasında eskiden evlerde kullanılan eşyalardan tutun tarım aletlerine kadar her şeyi görmek mümkün. Müzemiz doğal bir güzelliğe sahip olduğu gibi dışarıdan da müzemizi görmek için gelen misafirlerimiz oluyor. Böyle bir müzeyi köyümüze kazandıran kardeşimize teşekkür ediyorum. Bu müze sayesinde hem köyümüz hem tarihine ışık tutuyor, hem de dışarıdan gelen misafirlerimizi ağırlıyoruz" dedi.          sondakika





Eyyubi Camisi yeni Kültürel Park Alanı'na taşınıyor
 
Ilısu Barajı ve HES projesinden etkilenen Batman'ın Hasankeyf ilçesinde, 4 bin 600 ton ağırlığındaki Eyyubi (Kızlar) Camisi'nin dün 352 tekerlekli SPMT aracına yüklenen 2 bin 650 ton ağırlığındaki son bölümünün, Yeni Kültürel Park Alanı'na taşınmasına başlandı.
 

Su altında kalacak 3 bin 500 nüfusa sahip Hasankeyf'in, tarihi ve kültürel varlıklarıyla 5,5 kilometre uzaklıktaki Yeni Kültürel Park Alanı'na taşınması için başlatılan çalışma sürüyor.

Hasankeyf'teki eserler arasında en ağır yapı olan ve 14. yüzyıl sonu 15. yüzyıl başlarında inşa edildiği tahmin edilen Eyyubi (Kızlar) Camisi'nin bahçe duvarlarının 6 parça halinde, kendinden tahrikli modüler sistem (SPMT) ile geçici koruma alanına taşınmasının ardından, ana gövdenin 2 bin 650 tonluk en ağır ve son bölümünün 352 tekerlekli SPMT aracıyla taşınması devam ediyor.

  

Dicle Nehri üzerine inşa edilen 12 gözlü, 104 metre uzunluğunda, 15 metre genişliğindeki menfez köprüden geçirilen tarihi caminin yeni yerine taşınmasının yaklaşık 6 saat sürmesi bekleniyor.
Türkiye'de geçen yıl ilk defa uygulanan projeyle Zeynel Bey Türbesi'nin baraj gölü alanından çıkarılarak Hasankeyf Yeni Kültürel Park Alanı'na getirilmesinin ardından, İmam Abdullah Türbesi, Artuklu Hamamı ve Hasankeyf Kalesi Orta Kapısı da başarıyla taşındı.

 

Bu kapsamda Er-Rızk, Eyyubi ve Koç Camileri için koruma ve taşıma çalışmalarıyla ilgili süreç devam ediyor.
Süleyman Han tarafından 1407 yılında inşa ettirilen Süleyman Han Camisi'nin 36 metre yüksekliğindeki minaresinin taşlarının söküm işlemi tamamlandı. Caminin tarihi kapı ve çeşmesi de bütün olarak taşındı. Minarenin Hasankeyf Kültürel Park Alanı'ndaki birleştirme işlemi ise ay sonuna kadar tamamlanacak.
Baraj gölü alanındaki diğer tarihi değerlerin taşınması, taşınamayacak durumda olanların da yerinde korunması ve bir örneğinin yapılması için çalışmalar sürüyor.          haber7

 





Çiftçilik Meslek Liseleri geliyor!

Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde açılan Tarım Meslek Liseleri'nin yanına Çiftçilik Meslek Liseleri de eklenecek. Tarım ve gıda teknolojileri alanında Girişim Sermayesi Fonu kurarak üretim ve yatırımı teşvik edeceklerini belirten MÜSİAD Genel Başkanı Abdurrahman Kaan, Çiftçilik Meslek Liseleri açmayı düşündüklerini söyledi.

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Gıda Tarım ve Hayvancılık Sektör Kurulu, MÜSİAD Adana Şubesi ev sahipliğinde “Tarımda Kalkınma” ana başlıklı Türkiye İstişare Toplantısı düzenlendi. 

Programın açılış konuşmasını yapan MÜSİAD Genel Başkanı Abdurrahman Kaan ise Türkiye’nin tarım üretimi konusunda köklü bir bilgi birikimine sahip olduğuna dikkat çekti. Kaan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Nesiller boyunca tarımla uğraşan, geçimini tarımla sağlayan ailelerin, şehirleşmenin etkisiyle üretim yapmadıklarını, göç ettiklerini görüyoruz. Bu göçü artık tersine çevirmeliyiz. Bu bağlamda MÜSİAD olarak önümüzdeki eğitim döneminde Tematik olarak açtığımız liselere, Çifçilik Meslek liselerini ilave etmeyi düşünüyoruz. Köylü olmanın, çiftçi olmanın, tarımla uğraşmanın, gelişmişlik düzeyiyle ilgisi noktasındaki yanlış algıyı düzeltmemiz lazım. Yeni yatırımlar için küçük, orta ve büyük ölçekte yatırımcıyı desteklememiz ve cesaretlendirmemiz gerekiyor.

Gıda-Tarım ve Hayvancılık alanında üretim yapan sanayici, çiftçi ve kooperatiflerimize sesleniyorum. Motivasyonunuzu, azminizi ve işinize olan umudunuzu kaybetmeyin. MÜSİAD olarak mikro bazda yaşadıklarınızı, sıkıntılarınızı biliyoruz. Makro planlamayı, kârlılığı ve ihracatı hep birlikte beraber yapacağız.”
            egitimcininsesi





Serasından toprağı çıkardı! Gelirini 5'e katladı

Serasından toprağı çıkardı! Gelirini 5'e katladı 

Antalya’nın Aksu ilçesinde yaşayan çiftçi, topraklı ürettiği çileklerin maliyeti ve işçiliğinde zorlanınca topraksız çilek üretimine geçti. Çiftçi bu yöntemle gelirini 5 katına çıkardı.

A ksu ilçesinde yaşayan 45 yaşında 2 çocuk babası Alper Yeğen, 12 yıl boyunca topraklı çilek üretimi yaptı. Topraklı çilek üretimin maliyetlerinden ve işçiliğinde zorlanan Yeğen, 2012 yılında kendisine ait 12 bin metrekare alanda topraksız çilek üretimine geçmeye karar verdi. Araştırmaları neticesinde topraksız tarım sistemini kuran Yeğen, 7 yıldır topraksız çilek üretimi yapıyor. 12 bin metrekare alanda 270 bin çilek fidanı bulunan Yeğen verimin aynı metrekare üzerinde topraklı tarıma göre 5 katı olduğunu kaydetti. Yetiştirdiği her bir fidandan 1 kiloya yakın çilek aldığını kaydeden Yeğen, bu şekilde gelirini de 5 katına çıkardığını açıkladı.

6 bin dikerken 25 bine çıktı

6 yıldır katlı raflarda çilek yetiştirdiğini belirten Yeğen, "Aralık ayı itibari ile hasadımız başladı. Bizim hasadımız Temmuz başına kadar devam eder. Bu 12 bin metrekare alanda 270 bin çilek fidemiz var. Topraksız olduğu için kalitemiz iyi, rengimiz güzel. Tadı ise topraklı tarıma göre daha iyi. 2002 yılında Antalya’nın en büyük topraklı çilek üreticisiydim. Topraklardaki zorlukları görünce topraksıza geçtim. İşçilik masraflarından kaçmak ve maliyetlerini düşürmek için geçtim. Gayet memnunum. Toplamamız gayet kolay oluyor. Özel ürün işliyorum. Topraklı tarımda bin metrekare alana 6 bin fide dikebilirsiniz. Bizim bu sistemde 25 bin fide dikiyoruz. Toprakta olsa toplama maliyetleri çok fazla oluyor. Topraklı tarımda bir dönüm alanda 4 ton ürün alınırken topraksız üretimde 18 ton ürün alınıyor. Gelir olarak 5 kat daha fazla kazanç sağlıyoruz. Aynı zamanda da masrafları 5 kat düşüyor" açıklamasını yaptı.
Cocopeat

Cocopeat, Hindistan cevizi kabuğunun işlemden geçerek topraksı bir yapı oluşması sağlanmış ve tarımda kullanıma elverişli hale getirilmiş bir maddedir. Cocopeat tamamen organik yapısı olması, içeriğinin pH yani asitlik değeri 5.8 ile 6.5 arasında olması ve su tutma kapasitesinin oldukça iyi olmasından dolayı tarımda kullanılmaya oldukça elverişlidir. Sıkıştırılmış olan cocopeat blokları, belli miktarda su ile sulandığında şişerek topraksı yapıya geliyor.          haber7




Mevlana, Gelibolu Mevlevihanesi'nde Anıldı
Mevlana, Gelibolu Mevlevihanesi'nde Anıldı, System.String[] 
Gelibolu ilçesindeki Mevlevihane'de, Mevlana'nın vefatının 745'inci yıl dönümü nedeniyle Şeb-i Arus töreni düzenlendi.

Törene, çok sayıda kişi katıldı. Tasavvuf Vakfı Çanakkale Temsilcisi ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Halit Kuşku ile Balkanlardan gelen din adamları anma töreninde birer konuşma yaptı.

Çanakkale Valisi Orhan Tavlı törenin açılış konuşmasında, "Hem Gelibolu ilçemizin hem de Balkanların kalbi olan, dünyanın en büyük Mevlevihanesi'ne hoş geldiniz. Mesnevisiyle gönülleri fetheden, Anadolu ve Trakya topraklarını ilmiyle, sözleriyle, öğütleriyle yoğuran, 7 asır önce ektiği kardeşlik tohumlarıyla millet olma şuurunu inşa eden Mevlane Celalettin Rumi'nin Vuslatı'nın 745'inci seneyi devriyesinde bir kez daha yadediyor ve rahmetle anıyoruz. Bugün bizleri bir araya getiren ve Anadolu topraklarından dünyaya yayılan, onun aşk ile yoğrulmuş, hoşgörüsüyle taçlanmış fikirleridir. Mevlana eserlerini öyle bir aşk ile meşk etmiştir ki, vuslatından 745 sene sonra dahi onu yadediyoruz" dedi.

Konuşmaların ardından Karabaş Veli Kültür Merkezi İlahi Grubu eşliğinde Bosna'dan gelen ilahi sanatçıları tarafından ilahiler söylendi. Tören, Bursa'dan gelen semazenler tarafından gerçekleştirilen Sema gösterisi ve duayla sona erdi.           sondakika




Tek ağaçta 4 farklı ülkenin meyvesini yetiştirdi

 

Antalya’nın Aksu ilçesinde bir çiftçi, aynı ağaçta 4 farlkı ülkeye ait meyveleri yetiştirmeyi başardı. Aynı ağaçta gramantin mandalinası, limon, bergamot ve ağaç kavununu (şadok) gören ziyaretçiler şaşkınlık yaşıyor.

Aksu ilçesinde kendisine ait çiftlikte 16 yıldır çiftçilik yapan 59 yaşındaki Emin Şencan, toprakların verimli olmasından dolayı 150 dönüm alan üzerinde bulunan arazisine 10 yıl önce yüzlerce narenciye ağacı dikti. Zaman geçtikçe işinde profesyonelleşen Şencan, çiftlik içerisinde diğer ülkelerde yetişen ve Antalya’nın iklimine uygun meyveleri de yetiştirmeye başladı.

Şencan, bu süre içerisinde aşılama yöntemiyle aynı ağaç üzerinden farklı meyveler elde edilmesini öğrendi. Çevresinde bulunan vatandaşlardan ve tanıdıklarında da yardım alan Şencan, 5 yıl önce diktiği bir turunç ağacına 4 farklı meyvenin aşılamasını uyguladı.

Şencan ağaç üzerine önce anavatanı Çin olan gramantin mandalina ardından da Güney Asya kökenli halk arasında ağaç kavunu olarak bilinen şadok meyvesini aşıladı.

“Soranlara söylemek için ayrıca bir kağıda liste yaptım”
İki aşı meyvesi ile yetinmeyen Şencan devamında iki meyve daha aşıladı. Hindistan kökenli bergamot ve İtalya kökenli limon aşılayan Şencan, ağacında 4 farklı meyve yetiştirmeyi başardı. Şencan aynı aşılama yöntemiyle bahçesinde bulunan 3 ağacından yılda tonlarca meyve elde ediyor.

Aynı gövde üzerinde farklı meyve yetiştirmeye hobi olarak başladığını belirten Şencan, “Bahçemde değişik meyve yetiştirmek hobi oldu. İşimi profesyonel olarak yapıyorum. Akdeniz iklimine uygun bütün meyve çeşitlerini yetiştirmeye çalışıyorum. Bahçede toplamda 85 çeşit meyve var. Bunlar içerisinde avakado, portakal, limon, Gaziantep fıstığı ve diğerleri var. Hepsini hatırlamıyorum. Soranlara söylemek için ayrıca bir kağıda liste yaptım. Oradan okuyorum” dedi.

Aynı ağaçta en çok kaç meyve yetiştirilebilir?
Aynı ağaç üzerinde 4 farklı meyveyi nasıl yetiştirdiğini anlatan Şencan, “Bunu yaparken önce bir turunç diktim. Dikmiş olduğum turuncun üzerinde farklı meyvelerden aşılar yaparak bu sonucu elde ettim. İstersen bu çeşidi 4 tane değil de 10 tane hatta istemediğimiz kadar yaparız.

Bunun olabilmesi için çeşitlerin aynı iklim bölgesinden olması gerekiyor. Burada narenciye olduğu için hepsini narenciye çeşidinden yapmak gerekiyor. Burada gördüğümüz ağaçta ilk meyvemiz gramantin mandalinadır. Gramantin mandalinasının anavatanı Çin’dir. İkinci meyvemiz ise şadoktur. Bu halk arasında ağaç kavunu olarak bilinir. Bu meyve de Güney Asya kökenlidir” ifadelerini kullandı.

“Ben kendim bile şaşırdım”
Diğer meyveler hakkında da bilgi veren Şencan, “Bir diğer meyve ise bergamot meyvesidir. Bergamot özellikle Antalya’da reçel için yetiştirilir. Onun kökeni de Hindistan’dır. Son meyvemiz ise limondur. Limonun ana vatanı ise İtalya’dır. Ben bu ağacı dikeli 10 yıl oldu. Diktikten 2 yıl sonra aşısını yaptım. Daha sonra aradan 5 yıl geçtikten sonra meyve verdi. 3 yıldır meyve alıyorum. Görenler şaşırıyor. Ben kendim bile şaşırdım. Bu kadar güzel meyveler beklemiyordum. İnsanlar çok ilgi gösteriyor. İnsanlar ‘Bir ağaçta 4 çeşit meyve nasıl olur’ diyerek buraya bakmaya geliyorlar. Herkese kapımız açık” dedi.          ulusaltarim





Biga'da Şeb-i Arus Töreni
Biga'da Şeb-i Arus Töreni, System.String[] 
Biga ilçesinde, Biga Belediyesi tarafından Türk ve İslam aleminin en büyük alimlerinden Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin vefatının 745. yılı nedeniyle tören düzenlendi.

Atatürk Kültür Merkezinde gerçekleştirilen tören, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi(ÇOMÜ) Tasavvuf Topluluğu Akademik Danışmanı Öğretim Görevlisi Dr. Halit Kuşku'nun mesnevi okumaları ile başladı.

ÇOMÜ Tasavvuf Topluluğu Akademik Danışmanı Öğretim Görevlisi Dr. Halit Kuşku, "Bir duygu, bir sevgi, bir muhabbet üzerine buraya toplandık. Hz. Mevlana düşüncesinin manasal yönü dünyaya sevgi bağlamaz. Bilmekten daha derin bir ilimdir dinlemek. Hz. Mevlana bu alemi bir dinle diyor. Maalesef toplumsal olarak bizde dinleyen yok. Ortadan çok güzel bir hazine var ama o hazinenin değerini bilen yok. Hz. Mevlana dinle neyden diyor. Bu alemi dinle, gökyüzünü dinle, insanları dinle. Hayatınızda bir dinleyeniniz var mı, sizinle birlikte oturup, siz gözyaşı döktüğünüzde onunda göz yaşı dökeceği, siz duygulandığınızda onunda duygulanabileceği biri var mı? Toplumsal bir hastalığımız. Sizi sizin gibi dinleyen yoksa sakın hatayı başkasında aramayın" dedi.

Şeb-i Arus töreni Sema Zikr-i Şerif'i ile sona erdi. Biga Belediye Başkanı konuklara plaket takdiminde bulundu.           sondakika




4 üniversite, tarım ve hayvancılıkta ihtisaslaşacak