Ana Sayfa         Hakkımızda        HAVA DURUMU        RADYO-TV        İletişim

Kategoriler
İstanbul Hal Fiyatları


TUZLA KÖYÜ


TUZLA TARİHİ


HARİTA-COGRAFİ YAPI-İKLİM-NUFUS-TANITIM

Ulaşım haritası


Bölgenin uzaydan görünümü


TUZDAĞI


DOGAL ZENGİNLİKLER


TARİHİ ZENGİNLİKLER


TUZLA RESİMLERİ


YEREL ADETLER-YEMEK-MÜZİK

Köy Hayırları


Deve güreşi


Tuzla Deve Güresi


KOMŞU KÖYLER


EKONOMİ-İŞ HAYATI


EĞİTİM

Tuzla İlköğretim Okulu


Küçüklere tavsiye siteler


ZİRAAT-HAYVANCILIK

Faydalı ziraat linkleri


Ziraat Makaleleri


Ziraat Hatıraları


LİNKLER


PRATİK BİLGİLER


TUZLA OVASI


ÇANAKKALE SAVAŞLARI HATIRASI


TUZLADAN HATIRALAR


ESKİ ÇANAKKALE HATIRALARI


SAMSUN AYVACIK


  Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buldunuz ?


     Anket Sonuçları

  Sayaç
Şu An 257
Tekil
Bugün 30
Toplam 30
Sayfa Görüntülenme
Bugün 222
Toplam 861301


MURAD HÜDAVENDİGAR KÜLLİYESİ

Yıldırım Han Medresesi. 

 

Erken dönem Osmanlı eserlerinden, m. 1333 – 1334 yılları arasında inşa edilen İznik Hacı Zeynel Camii ve m.1366 yılında inşa edilen Ayvacık, Tuzla Hüdâvendigâr Camii kitabeleri incelendiğinde, Selçuklu celîsinin tesirleri açıkça görülür. Her iki kitabedeki harflerin basitlik ve kütlüğü yanında, özellikle Hüdâvendigâr Camii kitabesindeki dik harflerin yan yana dizilmesi ve istifin giriftliği, Selçuklu celîsinin özelliklerini taşır.

Tuzla Hüdâvendigâr Camii Kapısının üstündeki Arapça dört satırlık kitâbesinde caminin 767 yılının Şâban ayında (Nisan 1366) I. Murad’ın emriyle Emîr Hacı b. Süleyman tarafından yaptırılmış olduğu bildirilir. Buna göre yapı, I. Murad’ın Osmanlı Beyliği’nin başına geçtiği ilk yıllarda yapılmış olup Osmanlı dönemi Türk mimarisinin ilk eserlerindendir.
 

Kare planlı olan cami dıştan 12,22 × 13,90 m. ölçülerindedir (içeride 11,90 × 11,95 m.). Bu oldukça büyük harim mekânı, geçişi pandantiflerle sağlanmış üstü kiremit kaplı kasnaksız bir kubbe ile örtülmüştür. Bu durum, Türk mimarisinin oldukça erken bir dönemde bile kubbeye verdiği önemi gösterir. Kubbe, köşelerde zeminden başlayan ve duvar yüzeylerinde belirgin olan dört büyük yuvarlak kemerle taşınmaktadır. Ana mekânın önünde 5 m. kadar derinlikte üç bölümlü bir son cemaat yeri vardır. Vaktiyle açıklıkları örülerek kapatılan son cemaat yeri 1968 yılındaki restorasyonda eski haline dönüştürülmüş, harim duvarındaki kiriş izine dayanılarak üzeri ahşap tavanlı bir çatı ile örtülmüştür. Sol taraftaki minarenin kare biçiminde kaidesi ve prizmatik üçgenlerden oluşan gövdeye geçiş bölümü orijinaldir. Kesme taştan silindirik gövdeli minare 1968 yılındaki restorasyonda ilave edilmiştir. Ayverdi tarafından yayımlanan bir fotoğrafta ise eski minarenin tuğla gövdeli olduğu görülmektedir (Osmanlı Mi‘mârîsi I, s. 357, rs. 592). Caminin batısında bulunurken ortadan kalkmış olan medresenin bir dershane ile on kadar hücreden meydana geldiği ve üstünün ahşap çatı ile örtülü olduğu Ekrem Hakkı Ayverdi tarafından belirtilmektedir. Bölgede son araştırmayı yapan Filiz Yenişehirlioğlu ise medresenin güneyde bir tepe üzerinde bulunup içinin toprakla dolu olduğunu ve üst örtüsünden tonozların görülebildiğini belirtir. Külliyenin hazîresinde, medresenin müderrislerine ait olduğu anlaşılan ve en eskisi XVIII. yüzyıla tarihlenen birkaç mezar taşı bulunmaktadır.

 


Osmanlı’da Müderris,Profesör karşılığındaydı.Öğretim üyelerinin kalitesini yükseldiği şehir hiyerarşisi ve aldığı ücretler  göstermektedir.
Günlük ücre akçe olarak 20 akçe,30 akçe,40,akçe,50 akçe ve 60 akçe şeklindeydi.
Diyarbakırdaki iki medresede ücretler 50 akçe idi.Osmanlı sınırları içinde 60 akçe istisna idi.Tüm Osmanlı sınırları içinde 16 medresde 60 akçelik yevmiyeli müderris vardıYani Diyarbakır müderrisleri Osmanlı sınırları içinde en  üst düzeyde bulunuyordu.
Diyarbakır’da müderris olmak için şehir hiyerarşisine bakalım:
Çirçinzade  Hasan efendi önce 25 akçe yevmiye ile  Kızılca  Tuzla’da Yıldırım han medresesinde işe başlamış,sonra Tire’de Kara Kadı Medresesinde 30 akçe almış,bilahere 40 akçe ile Tokat Sultanisinde çalışmış,50 akçe ile Diyarbakır Mesudiye medresesinde görev yapmıştır.

 

 

Sistemi ayakta tutacak moral değerleri, temel düşünceyi, hukuku üreten kadroları yetiştiren medrese eğitimine Osmanlı Padişahları büyük önem verdiler; her gelen padişah, sancak beyleri, şehzadeler, bu amaçla saltanatın bulunduğu merkezden başlayarak önemli merkezlerde medreseler kurmaya başladılar.

O zamanki Balıkesir Vilayeti içinde ilk açılan medreseler Yıldırım Beyazıt’ın Balıkesir’de açtığı Yıldırm Beyazıt Medresesi (Eski Cami Medresesi) ile Tuzla-i Bahremiyye  Sancağı diye anılan -Edremit Körfezi’nin en ucundaki Baba Burnu’nda- Kızılca-Tuzla’da kurduğu Yıldırım Han Medresesidir

 

Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı yükselme dönemlerinde medreseler önemli eğitim kurumlarıdır (Gül 1997). Osmanlılarda yegâne ilim membaı medreseler olduğundan buralarda her türlü ilim okutulurdu (Yaltk1999: 464). Medreselerin toplumda saygınlığının en önemli nedeni bilim  üretim merkezleri olması ve müderrislerin çok iyi yetismesidir. Ancak  müderrislik zamanla bozulmus ve medreseler islevselliğini kaybetmistir.

 

  Maarif Salnamelerine Göre Medreseler

 Yerlesim birimi   Medresenin adı   Mevkii       Müderrisi        Öğrn.sayısı   Kurucusu  

        Ayvacık                  Hüdavendigar       Kızılca Tuzla    Hâfız Abdülmuttalib         55            Gazi Hüdavendigar

                                                                               Köyü                          Efendi                                    Sultan Murad Han

 




  Duyurular
  TUZLA 2019 GÜZ DEVE GÜREŞLERİ (Lütfen tıklayın)

  2019 Tuzla Köy Hayrı (Lütfen tıklayın)

  Resim Galerisi
 



































































Site içi Arama
   

E-posta Bülteni
   


Tasarım & Programlama: Met Web Tasarım